Bazen insan gerçekten ne diyeceğini bilemiyor…
Hele karşınızda, söylediği her sözün, yaptığı her açıklamanın ve attığı her adımın siyasi sonuçlarını hesaplaması gereken bir ilçe başkanı varsa…
Daha da ilginci, karşınızdaki kişi eleştiriye tahammül edemeyip, gazetecinin kendisini eleştirmesine cevap vermek için yapay zekadan yardım alıyorsa…
İşte o zaman ortaya ister istemez şu soru çıkıyor…
Organik zeka ile yapay zeka karşı karşıya gelirse ne olur?
Ben size Dilovası’ndan bir örnek anlatayım.
CHP Dilovası İlçe Başkanı Tunay Yıldırım, benim kendisiyle ilgili yaptığım haberlerden belli ki biraz incinmiş...
İncinmiş diyorum çünkü öyle anlaşılıyor.
Kendince beni eleştirmeye, hedef göstermeye ve benim üzerimden siyasi bir gündem oluşturmaya çalışmış.
Fakat gelin görün ki ortaya çıkan tablo, benim açımdan hiç de rahatsız edici olmadı.
Aksine…
Bir gazeteci olarak “İyi ki bunları yazmışım” dedim.
Çünkü insan bazen karşısındakinin verdiği cevaplardan, kendi eleştirisinin ne kadar yerinde olduğunu daha iyi anlıyor.
Başlayalım...
Önce Asude meselesinden başlayalım.
Tunay Yıldırım, Dilovası Belediyesi’nin Asude tesislerini eleştirmeye çalışıyor.
Neden?
Tesislere gitmişler…
Yer bulamamışlar. Mekan kalabalıkmış.
Hatta ona göre içeridekilerin önemli bir bölümü Dilovası dışından gelen insanlarmış.
Şimdi burada biraz duralım.
Ben gazeteciyim. Mantığım da hala birileri gibi yapay zekaya ihtiyaç duymuyor..
Bir belediye tesis yapıyor…
İnsanlar oraya gidiyor…
Mekan doluyor… Vatandaş oturacak yer bulamıyor…
Tesis ilçeden ve ilçe dışından insanları çekiyor…
Bunun üzerinden belediyeyi eleştirmeye çalışıyorsunuz.
E kardeşim…
Sen aslında belediyeyi övmüş olmadın mı?
“Belediye bir tesis yaptı, kimse gitmiyor” deseniz anlarım.
“Yaptılar ama vatandaş kullanmıyor” deseniz anlarım.
Ama “Gittik, yer bulamadık, çok kalabalıktı” diyorsanız…
Ben buradan ister istemez şu sonucu çıkarırım!
Demek ki belediye işini doğru yapmış.
Tesis çalışıyor. Vatandaş gidiyor. İlgi görüyor.
Hatta Dilovası dışından vatandaş bile geliyor.
Burada işini yanlış yapan tek kişi CHP'li Tunay Yıldırım!
Siz eleştireyim derken reklamını yapmışsınız.
Yani eleştirmeyi bile beceremiyorsun...
İşte benim Tunay Yıldırım’a anlatmaya çalıştığım tam da bu.
Sırf muhalefet edeceğim diye her gördüğünüz şeye muhalefet ederseniz, bazen eleştirdiğiniz kişiye farkında olmadan alkış tutarsınız.
Sonra billboard meselesi geldi. İlçede izin alınmadan birileri billboard asıyor belediyede kaldırıyor.
Bu konuda da Tunay Yıldırım bir yine atlıyor tabi.
Ancak olayın tamamını bilmeden, belediyenin açıklamasını beklemeden açıklama yaptığı ortaya çıktı.
Kendisiyle telefonda konuştuğumda bana söylediği gerekçe ise daha da ilginçti!
Tunay Yıldırım “Ben açıklamayı yaptığımda belediyenin açıklaması yoktu” diyor.
Şimdi soruyorum. Bu nasıl bir savunma?
Bir siyasi parti ilçe başkanı için doğru olan nedir?
Bir iddia duyduğu anda açıklama yapmak mı?
Yoksa önce olayın aslını araştırmak, karşı tarafın görüşünü almak, belgeyi görmek ve ondan sonra konuşmak mı?
Gazeteciler yani bizler haber yaparken “Karşı tarafın görüşü nedir?” diye sorması gerekirken, siyasi parti ilçe başkanının bunu yapmadan açıklama yapması sizce ne kadar doğru?
Üstelik sonrasında olayın başka bir boyutu ortaya çıkıyorsa…
İnsan ister istemez soruyor! Bu koltuğun ağırlığını biliyor musun Tunay Yıldırım?
Çünkü ilçe başkanlığı, sosyal medyada her gündeme gelen konuya bir cümle söyleme makamı değildir.
Çok rezil olursun bu kafayla..
30 AĞUSTOS HASSASİYETİ…
Gelelim 30 Ağustos Zafer Bayramı meselesine.
Tunay Yıldırım, Dilovası’ndaki kutlamaları eksik bularak eleştirdi.
Kısacası daha organize kutlamalar yapılmasını istemiş..
Elbette herkesin eleştiri hakkı ve istekleri vardır.
Gazeteci de eleştirir.
Siyasetçi de eleştirir.
Vatandaş da eleştirir.
Fakat burada başka bir soru ortaya çıktı.
Dilovası Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Hacı Kocabay da kendisine cevap verdi.
Özetle Hacı Kocabay şunu söyledi..
“Tunay Yıldırım seni biz Dilovası Şehitliği’nde hiç görmedik. 30 Ağustos kutlamalarında görmedik”
Ve dedi ki…
Bu hassasiyetini ilçede yapılan mevcut programlara katılarak göster Tunay Yıldırım dedi…
Şimdi… Bunun üzerine biz de haber yaptık.
Yani ne yaptık?
Tunay Yıldırım’ın eleştirisini eleştiren Hacı Kocabay’ın cevabını haber yaptık.
Sonra ne oldu?
Tunay Yıldırım incindi.
Benim anlamadığım tam olarak şu…
Bir siyasetçi eleştiri yapabilecek…
Ama gazeteci onun eleştirisini eleştiremeyecek mi?
Siyasetçi konuşacak…
Gazeteci susacak mı?
Siyasetçi istediği kişiyi eleştirecek…
Ama gazeteci siyasetçinin çelişkisini ortaya koyunca mı sorun olacak?
Tunay Yıldırım'a telefon açtım.
Tek tek anlattım.
“Asude konusunda ne yazdım?”
“Billboard konusunda ne yazdım?”
“30 Ağustos konusunda ne yazdım?”
“Hangisi yanlış?”
“Hangisi yalan?”
“Hangisinde eksik bilgi var?”
Tek tek sordum.
Sonrasında sanırım kendisi de bazı noktalarda bana hak verdi ki paylaşımını sileceğini söyledi.
Şimdi buradan kendisine bir şey söylemek istiyorum…
Ben senin düşmanın değilim Tunay Yıldırım.
Benim derdim CHP değil. Benim derdim muhalefet partisi değil.
Benim derdim, kim olursa olsun yanlış gördüğüm şeyi yazmak.
BİR DE ESKİ BİR HATIRAMIZ VAR…
Üstelik bu, Tunay Yıldırım ile ilk konuşmamız da değildi.. Aylar önce kendisiyle yine bir konu nedeniyle konuşmuştuk.
O zaman sahte olduğu bilinen bir gazete adını taşıyan sosyal medya hesabını kaynak kabul ederek bir açıklama yayınlamıştı.
Ben de kendisini uyarmıştım. Ne olmuştu?
Kendisi de bana hak vermiş, hata yaptığını söylemişti.
Şimdi bugün geldiğimiz noktaya bakıyorum. Aynı kişi…
Yine açıklamalar… Yine acele…
Yine tartışmalı bir yaklaşım…
Sonra da gazeteci eleştirince..
İncindim!
Sen böyle her seferinde boşa düşersen ben gazeteci olarak senin açıklamalarına nasıl güveneceğim?
Bir açıklama yapıyorsun.
Sonra yanlış çıkıyor.
Bir başka açıklama yapıyorsun.
Eksik bilgi ortaya çıkıyor.
Bir başka konuda eleştiri getiriyorsun.
Eleştirinin kendisi tersine dönüp belediyenin lehine sonuçlanıyor.
Sonra da gazeteci seni yazınca alınıyorsun.
YAPAY ZEKA HER ŞEYİ ÇÖZER Mİ?
Gelelim işin en eğlenceli tarafına…
Bütün bunların ardından Tunay Yıldırım beni hedef alan bir açıklama hazırlamış ya…
Benim gördüğüm kadarıyla metnin dili, üslubu ve kurgusu yapay zeka desteğini fazlasıyla hissettiriyor.
Şimdi burada yapay zeka düşmanlığı yapacak değilim.
Tam tersine.
Yapay zeka çok önemli bir teknoloji.
Ama bir siyasi parti ilçe başkanının ihtiyacı olan şey yalnızca iyi yazılmış cümleler değildir.
Önce organik zeka gerekir.
Önce düşünmek gerekir.
Önce araştırmak gerekir.
Önce belgeye bakmak gerekir.
Önce karşı tarafı dinlemek gerekir.
Sonra konuşmak gerekir..
Yapay zeka sizin için dünyanın en güzel basın açıklamasını yazabilir.
Ama yanlış bilgi verdiyseniz, o güzel cümleler sizi kurtarmaz.
İşte burada da ortaya çok ilginç bir tablo çıkıyor…
Yapay zeka ile içerik üreten bir ilçe başkanı, organik zekasıyla gazetecinin karşısına çıkmaya çalışıyor.
Ben de ister istemez okuyucularım adına soruyorum …
Bu mücadelede yapay zeka mı kazanacak, organik zeka mı?
Ben sonucu merak etmiyorum siz izleyin.
Bazen susmak da siyasettir. Bazen de “Bu konuda yanlış düşünmüşüm” diyebilmek siyasettir.
Ama siz her gündeme bir açıklama yetiştirmeye çalışırsanız, bir süre sonra insanlar sizin açıklamalarınızın içeriğine değil, “Bu sefer nerede hata yapacak?” diye bakmaya başlar.
Bu da bir siyasetçi açısından hiç iyi bir tablo değildir.
BURNUNUN DİBİNİ GÖRMEDEN ETRAFI ELEŞTİRME!
Bir başka dikkat çekici nokta da şu.
Tunay Yıldırım; Yeniden Refah Partisi Dilovası İlçe Başkanı Mehmet Özay’ın AK Parti’den Yeniden Refah Partisi’ne geçmesini eleştiriyor.
AK Parti Dilovası İlçe Başkanı İlhan Yıldırım’ın Dilovası’nda yaşamamasını eleştiriyor.
Başka partilerin iç işlerine burnunu sokuyor ve Dilovası ile bağını sorguluyor.
Siyasi tercihler üzerinden hesap soruyor.
Peki insan ister istemez soruyor. İyi de sen kendi kapının önüne ne zaman bakacaksın?
Başkasının siyasi geçmişini sorgularken kendi siyasi tutarlılığını da sorgulamak gerekmiyor mu?
Başka partilere “Dilovası ile ne kadar bağınız var?” diye sorarken, CHP’nin geçmişte Dilovası’nda yaptığı tercihler ve aday belirleme süreçleri de konuşulmayacak mı?
Sahi en son yerel seçimlerde belediye başkan adayınızın Dilovası ile olan bağı neydi?
Kısacası ilçe başkanlığı makamı, sosyal medyada görünür olma yarışından çok daha ağır bir sorumluluktur.
Bazen gerçekten kafam karışıyor.
Tunay Yıldırım siyasetçi mi olmak istiyor?
Gazeteci mi?
Yoksa sosyal medyada gündem olan bir “şovmen” mi? Çünkü siyaset yapmaya çalışırken gazetecileri hedef alıyor.
Sahte bir hesaptan gelen bilgiyle açıklama yapıyor..
Sonra hata yaptığını kabul ediyor.
Bugün yine benzer tartışmalar yaşanıyor.
E şimdi insan sormaz mı…
Tunay Yıldırım, sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Üç haber yazdık. Üçünde de eleştirinin konusu belliydi.
Asude… Billboard… 30 Ağustos…
Ben seni şahsi olarak hedef almak için yazmadım.
Ama sen siyasi sorumluluk taşıyan bir makamdaysan, yaptığın açıklamalar da haber olur.
Bunu kabullenmek zorundasın.
Eleştiri karşısında incinmek, eleştiriyi haksız yapmaz.
Ben de açık söyleyeyim..
Bayılırım senin gibi tiplere!
Çünkü gazetecinin işini kolaylaştırırlar.
Bir açıklama yaparsın…
Bir hata yaparsın…
Bir çelişki ortaya çıkar…
Gazeteci yazar.
Sonra yeni bir açıklama yaparsın.
Gazeteci yine yazar.
Böylece haber kendiliğinden büyür.
Belki de Dilovası yeni bir siyasi karakter kazanıyordur.
Belki de CHP’nin Dilovası’nda yeni bir “şovmeni” vardır.
Bunu zaman gösterecek.
Biz de izleriz.
İzleriz, okuruz, araştırırız.
Doğruysa doğru deriz.
Yanlışsa yanlış deriz.
Başarılıysa başarılı deriz.
Başarısızsa da bunu yazarız.
Bizim görevimiz siyasi parti ilçe başkanlarını mutlu etmek değil.
Vatandaşı bilgilendirmek.
Tunay Yıldırım kimi eleştirirse eleştirsin.
Ama şunu bilsin..
Biz sırf siyasi görünürlük kazanmak için yapılan şovlara sessiz kalacak değiliz.
Sen siyaset yapacağım diye sahte hesaplardan gelen bilgilerin peşine düşeceksin…
Eleştireceğim diye olayın tamamını araştırmadan açıklama yapacaksın…
Yapay zekadan aldığın akılla gazeteciyi hedef almaya çalışacaksın…
Sonra da gazetecinin üç eleştiri haberine kalbin kırılacak.
Yok öyle! Tunay Yıldırım…
Sen artık CHP Dilovası İlçe Başkanı olarak sadece kendini temsil etmiyorsun.
Bir siyasi partiyi temsil ediyorsun.
O yüzden her açıklamanın bir karşılığı var.
Her sözünün bir sorumluluğu var.
Ve her gazetecinin de seni eleştirme hakkı var.
Sen eleştireceksin.
Biz senin yüzünden 40 kere araştırmak zorunda kalacağız. Tunay Yıldırım'ın açıklaması acaba doğru mu diye?
Biz o gündemin gerçek yüzünü okuyucunun önüne koyacağız.
Yapay zeka sana güzel cümleler kurmayı öğretebilir.
Ama siyaseti, sorumluluğu, araştırmayı ve gazetecilik karşısında eleştiriye tahammül etmeyihenüz öğretemez.
O yüzden Tunay Yıldırım…
Yapay zekanı biraz dinlendir.
Organik zekanı biraz çalıştır.
Önce araştır. Sonra konuş.
Önce düşün.. Sonra açıklama yap.
Ve merak etme…
Biz burada olacağız.
Sen siyaset yapacaksın.
Biz gazetecilik yapacağız.
Sen eleştireceksin.
Biz de gerektiğinde seni eleştireceğiz.
Ve bundan sonra hep birlikte göreceğiz….
CHP’nin yapay zekalı ilçe başkanı Tunay Yıldırım ne kadar başarılı olacak?
Ben şimdiden söyleyeyim..
Çok eğleneceğimiz günler başlıyor gibi görünüyor Dilovası!
İşin mizah tarafına gelirsek…
Tunay Yıldırım böyle devam ederse korkarım yakında göç eden kuşlara da siyasi açıklama yapacak.
“Bu kuşlar neden Dilovası’nda yaşamıyor?”
“Bu kuşların Dilovası ile bağı nedir?”
“Göçmen kuşlar neden belediyeden izin almadan ilçeye geliyor?” diye açıklama yaparsa şaşırmayacağım.
Çünkü gündem bulmak için her konuya atlanırsa bir noktadan sonra insanın önüne kuş bile siyasi mesele olarak gelebilir.




