y.m.k @ msn.com

DİLOVASI’NDA HEYKELİ DİKİLMESİ GEREKEN BİR MUHTAR VE GERÇEKLERLE YÜZLEŞMENİN ZAMANI

Dilovası bir yangın yaşadı.
Ama aslında Dilovası bir ihmalin sonucunu yaşadı.

Bir sabah çıktı o yangın.
Ama temeli aylar öncesinden atılmıştı.

8 Kasım sabahı saat 09.00 civarında, Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik atölyesinde yangın çıktı.
Kısa sürede büyüdü.
İçeride çalışanlar kaçamadı.

Ve yedi insan hayatını kaybetti.

Şengül Yılmaz.
Tuğba Taşdemir.
Nisa Taşdemir.
Cansu Esetoğlu.
Esma Gikan.
Hanım Gülek.
Tuncay Yıldız.

Üçü çocuktu.
Hayatlarının başındaydılar.

Bu sadece bir yangın değildi.
Bu, göz göre göre gelen bir facianın sonucuydu.

BU FACİA GELİYORUM DEMİŞTİ

Aslında bu olayın başlangıcı 8 Kasım değildi.

Tarih 11 Temmuz 2024’tü.

Mimar Sinan Mahallesi Muhtarı Alaattin Durmuş, Dilovası Kaymakamlığı’na resmi dilekçe verdi.

Bu dilekçede açık açık uyardı.

Mahalle içinde faaliyet gösteren parfüm dolum tesisinde kimyasal maddelerin tehlike oluşturduğunu söyledi.
Mahalle sakinlerinin risk altında olduğunu söyledi.
Can ve mal güvenliğinin tehdit altında olduğunu söyledi.

Ve tedbir alınmasını istedi.

Bu dilekçe resmi kayıtlara girdi.
Kaymakamlık ilgili kurumlara gönderdi.

Dilovası Belediyesi’ne gönderildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne gönderildi.

Belediye, firmanın ruhsat başvurusunda bulunduğunu söyledi.
Çevre İl Müdürlüğü, adres tespit edilemediğini söyledi.

Ve sonuç…

Hiçbir sonuç çıkmadı.

Denetim yapılmadı.
Yaptırım uygulanmadı.

Ve aylar sonra…

Yedi insan öldü.

CİMER’E DE ŞİKAYET EDİLMİŞTİ

Bu olay sadece muhtarın dilekçesiyle de sınırlı değildi.

12 Aralık 2024’te bir vatandaş CİMER’e şikayette bulundu.

Sigortasız işçi çalıştırıldığını söyledi.
Çocuk işçilerin çalıştırıldığını söyledi.
İş güvenliği olmadığını söyledi.

Ama verilen cevap dikkat çekiciydi.

Daha fazla bilgi istendi.
Detay istendi.

Oysa ortada çalışan bir atölye vardı.

Ama sonuç yine değişmedi.

Ve sonunda facia yaşandı.

BUGÜN HEDEFTE OLAN, O GÜN UYARAN KİŞİ

Bugün ise Dilovası’nda başka bir tablo yaşanıyor.

Sahte sosyal medya hesapları açılıyor.
Algılar oluşturuluyor.

Ve hedefte tek bir isim var.

Muhtar Alaattin Durmuş.

Acılı ailelerden bazıları,
“Muhtar bir gün yanımızda olmadı.” diyor.

Görevden alınması gerektiği söyleniyor.

Ama kimse şu gerçeği değiştiremez!

Bu olayla ilgili resmi olarak devleti uyaran tek kişi muhtardı.

Devlete dilekçe veren oydu.
Risk olduğunu yazan oydu.
Tehlikeyi kayıt altına alan oydu.

BU NEDENLE AÇIKÇA SÖYLÜYORUM!

DİLOVASI’NDA BU MAHALLE MUHTARININ HEYKELİNİ DİKMELERİ GEREKİYOR

Evet.

Dilovası’nda bu mahalle muhtarının heykelini dikmeleri gerekiyor.

Çünkü o görevini yaptı.

O susmadı.
O görmezden gelmedi.
O sorumluluk aldı.

Eğer o gün o dilekçe ciddiye alınsaydı…

Belki bu iş yeri denetlenecekti.
Belki kapatılacaktı.
Belki eksikler giderilecekti.

Ve belki…

Yedi insan bugün hayatta olacaktı.

Bu yüzden bu muhtarın heykelini dikmeleri gerekiyor.

Çünkü görevini yapan oydu.

ASIL SORUN SADECE BİR ATÖLYE DEĞİL, BİR DÜZEN SORUNU

Bugün Dilovası’nın gerçeği...

Dilovası’nda yaklaşık 30 cami ruhsatsızmış…
Dilovası İlçe Emniyet Müdürlüğü binası ruhsatsızmış…
Dilovası Kaymakamlığı binası ve Dilovası İtfaiye binası bile ruhsatsızmış…

Ve en çarpıcı gerçek...

Dilovası’nın yaklaşık yüzde 70’i ruhsatsız yapılardan oluşuyor.

Bu gerçek ortadayken…

Sorunun ne kadar büyük olduğu daha net görülüyor.

Bu sadece bir iş yeri sorunu değil.

Bu, yılların birikmiş sorunudur.

SORUMLULAR CEZA ALMALI… AMA GERÇEKLER DE SAPTIRILMAMALI

Elbette sorumlular hesap vermeli.

İş güvenliği sağlamayanlar hesap vermeli.
Denetlemeyenler hesap vermeli.
İhbarları görmezden gelenler hesap vermeli.

Ama görevini yapan bir kişiyi hedef göstermek…

Gerçeğe hizmet etmez.

Aksine, adalete zarar verir.

Daha da önemlisi…

Muhtarı hedef alanlar gibi, olayı gündemde tutmak için sürekli konuşan, gelişigüzel açıklamalar yapan kişiler de ne yazık ki bu süreci sağlıklı bir noktaya taşımıyor.

Aksine, süreci sulandırıyor.

Ciddiyetini zedeliyor.

Toplumun dikkatini dağıtıyor.

Her geçen gün artan bu kontrolsüz açıklamalar nedeniyle toplum bu olaydan duygusal olarak uzaklaşmaya başlıyor. Olay sıradanlaşıyor. Normalleşiyor.

Ve en tehlikelisi… unutulmaya doğru sürükleniyor.

Oysa bu olay unutulmamalı.

Çünkü bu olay bir ihmaller zinciridir.

DİLOVASI GERÇEKLE YÜZLEŞMEK ZORUNDA

Bugün Dilovası’nın ihtiyacı suçlu aramak değil.

Gerçekle yüzleşmektir.

Bir muhtar görevini yaptı.
Devleti uyardı.

Ama sistem gereğini yapmadı.

Bu yüzden bir kez daha söylüyorum:

Dilovası’nda bu mahalle muhtarının heykelini dikmeleri gerekiyor.

Çünkü o sustuğu için değil, konuştuğu için.

Çünkü o görmezden geldiği için değil, gördüğünü yazdığı için.

Ve çünkü bazen bir facianın önlenmesi için…

Sadece bir kişinin sorumluluk alması yeterlidir.

Ama o sorumluluk ciddiye alınmazsa…

Bedelini bir şehir öder.