y.m.k @ msn.com

Bana sorarsanız memleketin en önemli meselesi ne ekonomi, ne döviz kuru, ne de yerel siyaset dedikoduları…

Gündemin bir numarası belli...

Sahte diplomalar skandalı.

Öyle böyle değil ha…

Bildiğiniz çürümüşlük bu! Hem de en tehlikelisinden…

Bakın, YÖK’ün açıkladığına göre 2010’dan bu yana kaç kişiye sahte diploma verildiği bile belli değil. E-Devlet sistemine bile işlemişler, düşünebiliyor musunuz? Sahte diplomayı gerçek gibi göstermişler. 400 civarı sahte diplomalı akademisyen tespit edilmiş.

“Vay be!” demiyoruz artık.

Çünkü bu ülkede hiçbir şey bizi şaşırtmıyor artık. Alıştık! Ama kabullenmeyeceğiz.

“Ağzı var, dili yok diplomanın… Ama hilesi çok!”

Şifreleri ele geçiren bir şebeke, devletin ve üniversitelerin sistemine girip parayı bastırana diploma dağıtmış.

Yetmemiş, kimine “doktor”, kimine “doçent”, “profesör” unvanı bile sağlamışlar.

Ne sınav var, ne ders, ne okul. Ama diploma tam takım!

Kulağa film senaryosu gibi geliyor değil mi?

Keşke öyle olsaydı…

Çünkü bu bir film değil, bu bizim hayatımız!

Ve şimdi hepimiz şunu sorguluyoruz...

Acaba dişçim gerçekten diş hekimi mi?

Acaba ameliyat olduğum kişi tıp mı okudu, yoksa sadece para mı ödedi?

Oturduğum binayı çizen mimar gerçekten mimar mı?

Bunu sormak bile korkunç değil mi?

Sahte diploma değil bu, toplumsal güven cinayeti.

Çünkü bu sadece kağıt değil, liyakatin üzerine basılarak çıkılan bir koltuk demek.

O koltuklardan alınan kararlar, bizim çocuklarımızın geleceğini, bizim canımızı, malımızı etkiliyor.

Bakın geçmişte defalarca yazdık çizdik ama hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.

Hatırlatmakta fayda var…

Misal, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir.

Amerika’dan olduğu iddia edilen Newport Üniversitesi’nden mezun. Ama YÖK bu üniversiteyi tanımıyor. Neden mi? Çünkü ne eğitimi var, ne denetimi. Ama diploması boldur! Parasını ver, al.

Bir başka örnek, eski AK Parti milletvekili ve TÜBİTAK MARTEK Genel Müdürü olarak atanan Mehmet Ali Okur.

Aynı sahte üniversitenin mezunu. Bilimin başındaki adamın diploması şaibeli…

Yani bilim bile bu ülkede kimin elinde, siz düşünün!

Bitmedi…

Çayırova’nın eski Belediye Başkanı Şevki Demirci.

Resmi kayıtlara göre üniversiteyi 1999’da bitirmiş, liseyi ise 2007’de.

Matematik bilmeyen anlar bu hesabı! Hatta fizik ötesi…

Üstelik üniversite, mezun olduğunu iddia ettiği yıldan önce kapatılmış.

Diploması zaman yolculuğu yapmış anlayacağınız…

Peki şimdi ben size soruyorum…

Siz bu ülkede çocuğunuza nasıl “çalış, oku, bir yerlere gel” diyeceksiniz?

Çocuğunuz KPSS’den 90 alıp mülakatta elenirken, başkasının çocuğu babasının milletvekilliği sayesinde Meclis’te işe alınıyorsa siz ona ne anlatacaksınız?

Tam da bu noktada, geçen yıl gazeteci Kübra Par, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’ye öyle bir soru sordu ki, hafızalardan silinmedi:

“Mustafa Bey, eğer sizin gibi 600 milletvekili çocuklarını Meclis’te çalışsın diye işe sokacak olursa, bu vatanın evlatları nasıl iş bulacak?
Kızınız ne kadar başarılı olursa olsun, bir siyasetçi çocuğu Meclis’te işe girerse 3 milyon işsiz gence biz liyakat anlatabilir miyiz?”

İşte mesele bu!

“Diplomalı değil, dürüst ol!”

Siyasi partiler ne diyor?

“Milletvekili adaylarımız üniversite mezunu olacak.”

Güzel. Lakin bu “görüntü”nün içi boşsa ne anlamı var?

Diploması olan ama bilgisi olmayan, koltuk sahibi ama ehliyetsiz kişilerle dolduysa siyaset, o zaman sorun çok derin.

Çünkü bu iş sadece hukuki değil, ahlaki bir meseledir.

Ve son sözüm şu...

Diploması sahte olanın niyeti de, sözü de, hizmeti de sahtedir!

Yarın karşınıza çıkıp “Ben bu millet için çalışıyorum” derse…

O sözün içi bomboş olur.

Çünkü o söz de satın alınmıştır!

Sahte diploma kullananlar halkı aldatmaktan yargılanmalı.

Milletvekilliği mi, belediye başkanlığı mı? Derhal düşürülmeli.

Bu toplum ancak böyle temizlenir.

Gençlerin umutları ancak böyle yeşerir.

Ve bu ülke ancak böyle düzelir…

Liyakat, yazık ki bu ülkenin çürüyen temel taşı olmuş.

Ve halkın vicdanı, bu çürümüşlüğü artık kaldıramamaktadır.