Bir söz verildi.
Üstelik öyle alelade bir söz değil…
Bir ilçenin geleceğine dair, bir toplumun umutlarına dair, bir neslin hayallerine dair verilen bir söz.
Hatırlıyor musunuz? Seçim meydanlarında yankılanan vaatleri…
“Dilovası’na iki meslek yüksekokulu” dediler.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü’nün sözleriydi bunlar.
Cümleye öyle bir kuvvet yüklendi ki, halkın gözlerinde bir anda kampüslerin silueti belirdi.
Sırtında çanta, elinde defterle sanayi gölgesinden bilgiye yürüyen gençler canlandı gözümüzde.
Peki sonra ne oldu?
Söz uçar, yazı kalır derler ya… Bu defa söz bile uçamadı, çünkü arkasında rüzgar esmedi.
Aradan aylar geçti.
Bir çivi çakılmadı.
Bir temel atılmadı.
Bir karar alınmadı.
Derken sahneye Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk çıktı.
Kartepe’de düzenlenen toplantıda, son derece net bir ifadeyle “Yeni bir meslek yüksekokulu açmayı düşünmüyoruz” dedi.
İşte o an, Dilovası’na kurulan umut sahnesinin perdesi sessizce indi.
Şimdi sormazlar mı Sayın Vekil, Sayın Rektör…
Bu kadar net konuşulacaksa neden o kadar gür vaatler verildi?
Dilovası halkı ne zaman ciddiye alınacak?
Sanayi dumanının içinden bilgiyle yükselmeye çalışan bu gençler, neden sürekli görmezden geliniyor?
Evet, Rektör Cantürk diyor ki; “Fakültelerin kapasitesini verimli kullanmalıyız.”
E peki, Dilovası gibi dev bir sanayi bölgesi nereye düşüyor bu denklemde?
Her gün yüzlerce fabrikanın çalıştığı bir ilçede nitelikli iş gücü yetiştirecek bir yüksek okul fazladan bir yük mü, yoksa atlanan bir fırsat mı?
Yıllardır çevreyle, kirlilikle, imajla boğuşan bu ilçe neden hep listenin sonunda?
Bir başka soru daha...
Seçim bittiğinde verilen sözler de mi bitiyor?
Yoksa bu vaatler sandıkla birlikte mühürlenip kaldırılan eski defterler mi?
Bu halkın hayalleri, birkaç beyanatla rafa kaldırılacak kadar hafif değil.
İki yüksek okul vaadi sadece birkaç bina değil; istihdamdı, gelişimdi, hayaldi.
Bir çocuğun ailesine yük olmadan meslek edinmesiydi.
Sanayiye omuz verecek genç bir iş gücünün yetişmesiydi.
Ama bugün ne yazık ki Dilovası, yine yalnız.
Yine ötelenmiş.
Yine unutulmuş.
Şimdi bir kez daha soralım..
Dilovası’na söz verip de susanlar, bu sessizliği nasıl açıklayacak?
Ve halk bu sessizliğe daha ne kadar tahammül edecek?
Unutmayın, bazen bir okul sadece okul değildir.
Bir toplumun dönüşüm noktasıdır.
Ve o okul yapılmadığında, kaybeden sadece gençlik değil, tüm gelecek olur.
Yöneticilere Not:
Bir ilçeye okul sözü verip sonra sessizliğe bürünmek, siyasi bir gaf değil, topluma karşı işlenmiş bir vebaldir.
Unutulmasın ki; halk artık sadece oy istemeye gelenleri değil, sözünü tutanları da görmek istiyor.
Ve biz bu sütunlardan, o sözlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Çünkü Dilovası, unutulmayı değil; eğitimi, umudu ve hakkını istiyor.
Ve şimdi herkesin sorması gereken bir diğer soru..
Bu sözün takipçisi sadece biz mi olacağız, yoksa Dilovası halkının sesiyle birlikte; belediye başkanları, meclis üyeleri, ilçe teşkilatları, muhalefet partileri ve vicdan sahibi her siyasetçi de Sayın Vekil’e bu sözü tekrar tekrar hatırlatacak mı?




