y.m.k @ msn.com

Türkiye’de bir garip “grev yasakları” hikayesi var.

Kimse yanlış anlamasın, yasak değil!

Erteleniyor…

Resmi gerekçe? “Milli güvenliği bozucu nitelikte.”

Şimdi bu cümle üzerinde biraz duralım.

İşçilerin hak arayışı, nasıl oluyor da “milli güvenlik” için tehdit oluşturuyor?

Kocaeli, Türkiye’nin sanayi kalbi.

Fabrikalarda binlerce işçi alın teri döküyor.

Ülkenin gayrisafi milli hasılatına en büyük katkıyı bu kent yapıyor.

Ama işçilerin hak arayışına geldiğimizde, söz yine “milli güvenlik”e geliyor.

Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı kararı ile 60 gün boyunca grevler ertelendi.

Kocaeli'nde kimlerin grevi?

• Hitachi Energy Turkey’nin Dilovası fabrikası,

• Grid Solutions’un Gebze’deki fabrikası,

• Schneider Electric’in Çayırova fabrikası.

Görüyoruz ki işçiler fabrikalardan ses yükseltiyor.

Ama bu ses, belli bir noktadan sonra “yasak” duvarına çarpıyor.

Anayasanın 54. maddesi ne diyor?

“Grev hakkı” işçinin hakkıdır.

Peki, o hakkı kullanmak isteyen işçiye ne deniyor?

“Şu an olmaz 60 gün bekle!”

İşçiler, çalıştıkları fabrikalarda haklarını aramak istiyor.

Çünkü onlar, bu ülkenin kalkınması için gece gündüz çalışıyor.

Milli güvenlik denilince aklımıza sınırlar, ordu, terör gibi konular gelir.

Ama burada, işçilerin grevi nasıl bir milli güvenlik tehdidi oluşturuyor?

Üstelik grev, işçilerin en temel anayasal hakkı.

O zaman şöyle bir soru soralım..

Üretim, milli güvenlikten daha mı önemli?

Türkiye’nin sanayisini ayakta tutan bu insanlar, hakkını aramak için greve gidiyor.

Onların bu haklı talepleri duyulmadığında, toplumun vicdanı da sızlıyor.

Kimse fabrikalardaki çevre kirliliğinden rahatsız olmuyor.

Ama işçilerin hak arama sesinden neden rahatsız olunuyor?

Belki de işçilerin grevde olması, patronların kar hesaplarını bozuyor.

Ama bu ülkenin gerçek kahramanları işçilerdir.

Onların sesi kısılmamalıdır.

Grev erteleniyor, peki sonra?

60 gün sonra aynı işçiler aynı hak arayışını sürdürecek.

Sorun ertelenmiş olabilir ama çözülmüş olmaz.

Çünkü işçinin talebi net..

Hakkını istiyor.

Alın terinin karşılığını istiyor.

Bu, ne milli güvenliğe tehdit ne de ülkenin huzuruna zarardır.

Bu, sadece bir “hak arayışıdır.”

Kocaeli işçisi, sanayinin bel kemiğidir.

Bu kentin fabrikalarında üretilen her ürün, işçilerin emeğiyle hayat bulur.

O yüzden işçinin grev hakkı kutsaldır.

Eğer bir yerde emek susuyorsa, orada adalet eksiktir.

Bu sessizlik, sadece işçinin değil; tüm toplumun vicdanına dokunur.

Bugün grevler erteleniyor.

Ama unutmayalım, işçinin hakkı er ya da geç teslim edilir.

Peki size sorayım.

Hak aramak mı milli güvenliği tehdit eder, yoksa hakkı teslim etmemek mi?