y.m.k @ msn.com

Kocaeli siyasetinde haftalardır bir hareketlilik var.

Belediye meclislerinde denetim ve faaliyet raporlarının görüşüldüğü bu dönemde, özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan tartışmalar dikkat çekti.

Ancak gelin görün ki bu tartışmaların bazıları, hizmetleri tartışmak yerine polemiklerin gölgesinde kaldı.

Özellikle İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in siyasetteki tarzı bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Açık konuşalım; Fatma Hanım hizmet siyasetinden ziyade polemik siyasetini tercih eden bir lider.

Bu, yıllardır kamuoyunda da gözlemlenen bir gerçek.

Öyle ki, yapılan hizmetler çoğu zaman gündem oluşturmazken, yaşadığı mağduriyetler ya da tartışmalarla adından söz ettiriyor.

Elbette her siyasetçi kendi yolunu çizer, bu da onun tercihi. 

Ancak şunu da teslim etmek gerekir ki Fatma Hanım her zaman yapay mağduriyetler üretmedi.

Zaman zaman gerçekten haksız muamelelere de maruz kaldı.

Örneğin, yıllar önce “camiye ayakkabıyla girdi” diye koparılan fırtına…

Olayın gerçeği, ayakkabıyla girilen yerin artık mescit değil, depo olarak kullanılan bir bölüm olduğuydu.

Yani hedef alınacak bir durum yoktu.

Yine İzmit Şehir Hastanesi çevresindeki merdiven ve yol tartışmasında, başından sonuna İzmit Belediyesi hatalıydı belki, ama karşısındaki bazı aktörlerin ölçüsüz tavırları Hürriyet’i mağdur konumuna itmişti.

İşte tam da bu yüzden siyasette muhatabınızı doğru okumak önemli.

Fatma Kaplan Hürriyet, polemikten beslendiğini resmen saklamıyor.

Ve bu hafta yaşananlar da bunun yeni bir örneği oldu.

Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan “kiralık vekil” tartışmasına gelirsek…

AK Parti’li Meclis Üyesi Mehmet Ustaoğlu’nun, Hürriyet’in konuşması sırasında sarf ettiği “kiralık vekil de var mı?” sorusu, başlı başına ölçüsüz ve zamansız bir çıkıştı.

İyi niyetle dahi düşünsek, siyaset dilinde bu kadar ağır bir göndermeye yer yoktu.

Üstelik muhatap bir kadın belediye başkanı olunca, bu tarz söylemlerin yankısı daha da büyüyor.

Evet, Ustaoğlu sonrasında özür diledi.

Ama zararın izi kaldı mı, kaldı.

Burada asıl garip olan, AK Parti’nin böylesine tecrübeli bir siyasetçiye karşı hala bu tür hatalı refleksler göstermesi.

Fatma Hanım gibi polemik siyasetinde usta ve güçlü bir isme, kendi sahasında malzeme vermek, bile isteye hata yapmak gibi.

Çünkü Hürriyet, bu tür çıkışları ustalıkla lehine çevirebiliyor.

Nitekim son olayda öyle oldu.

Tartışmayı kadın kimliği üzerinden okuyarak, kamuoyunda mağduriyet algısını pekiştirdi.

AK Parti’nin kendi eliyle açtığı bu alanı da etkili bir şekilde kullandı.

Ama unutmayalım, siyaset kamuoyu algısıyla yürür.

Ve bu tip kavgalarda haklı olan değil, kendisini daha iyi ifade eden kazanır.

 

Bu hafta meclislerde başka neler oldu derseniz; Denetim Komisyonu raporları ciddi eleştiriler içeriyordu.

Özellikle CHP’li Mehmet Nazım Gençtürk’ün Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik eleştirileri dikkat çekiciydi.

Gençtürk, popülist söylemlerden kaçınarak, doğrudan somut tespitlerle eleştirilerini sundu.

Gençtürk’ün sakin ve belgeli üslubu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’dan dahi takdir gördü.

Bu örnek bize bir kez daha gösterdi ki; siyasette bazen en etkili yöntem, bağırıp çağırmak değil, sakin sakin ama sağlam dosyalarla konuşmak.

Peki bu yaşananlardan siyasiler nasıl bir ders çıkarabilir?

AK Parti eğer Fatma Kaplan Hürriyet karşısında başarılı olmak istiyorsa, tartışmalara onun belirlediği zeminde girmemeli.

Hizmet üretimine, eksikleri göstermeye odaklanmalı.

Çünkü Hürriyet’in güçlü olduğu alan polemik, zayıf olduğu alan hizmet performansı.

Ve siyasette en basit kuralını devreye almalı..

Rakibini güçlü olduğu sahaya çekersen kaybedersin.

Zayıf olduğu alanda sıkıştırırsan kazanırsın.

Bu hafta Kocaeli meclislerinden çıkan en önemli ders de bence tam olarak bu.