Son zamanlarda Gebze sokaklarında gezinirken alıştığımız görüntüler yerini bambaşka bir manzaraya bırakmaya başladı.
Dilencilik, eski usul “Allah rızası için” yakarışlarından çıkıp bir çeşit “stratejik duygu yönetimi” haline dönüştü.
Bu yeni yöntemler yalnızca vicdanımızı değil, cüzdanımızı da hedef alıyor.
Hepimiz o simit tepsisiyle açlık dramını sergileyen kişilere şahit olmuşuzdur.
Baygınlık numaralarıyla yardım toplamaya çalışanları da gördük.
“Çocuğuma bez alamıyorum” diyen ama verilen bezi markete geri satmaya çalışanlar, neredeyse bu oyunun klasikleşmiş bir sahnesi oldu.
Peki, bu yeni sahnelerle karşılaşan bizler ne yapacağız?
Bir örnek vereyim..
Çöp konteynerinin önünde dizilmiş çürük sebze ve meyveler. Yanlarına oturup bunları yiyor gibi yapan, ama aslında insanları duygusal bir oyuna davet eden kişiler.
Yanlarına yaklaşan her vatandaştan yüzlerce lira toplamayı başarıyorlar.
Sizce, gerçekten aç olan biri çöpün önünde oturup dikkat çekmeye mi çalışır, yoksa bulduğu yiyeceklerle sessizce karnını doyurur mu?
Bir başka senaryo da ATM önlerinde yaşanıyor.
Para çekmek için sırada beklerken yanınıza yaklaşıp yardım isteyen kişiler.
Çektiğiniz paradan “nasip” isteyen bu kişilerin sıklığı arttıkça, insanların güvensizliği de artıyor.
Hadi diyelim, paranız yok ve kredi kartıyla alışveriş yaptınız.
Bu sefer market sırasındaki yeni bir yöntemle karşılaşıyorsunuz.
“Param yetmedi, biraz yardım eder misiniz?” diyen bir yüz.
Bazen kasiyerin, bazen de arka sıradaki kişinin merhametiyle tamamlanan alışverişler…
Dilencilik artık sadece bir geçim yöntemi değil; aynı zamanda bir plan ve strateji meselesine dönüşmüş durumda.
Her gün karşılaştığımız bu durumlar, yardım etme isteğimizi törpülüyor.
Gerçekten ihtiyaç sahibi olanlarla dolandırıcıları ayırt etmek ise giderek zorlaşıyor.
Peki, ne yapmalı?
Yardımseverlik ve duygu sömürüsü arasındaki bu ince çizgiyi nasıl koruyacağız?
Gebze’de yaşanan bu olaylar sadece bireysel kararlarla değil, aynı zamanda toplumsal farkındalıkla ele alınmalı.
Yerel yönetimlerin ve toplumun bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.
Aksi halde, hem güvenimiz hem de yardımlaşma duygumuz yıpranmaya devam edecek.



