y.m.k @ msn.com

Geçtiğimiz hafta Darıca’da bir doğalgaz patlaması yaşandı. 14 kişi yaralandı. 

Halk, büyük bir çaresizlik içinde, enerjisiz ve doğalgazsız günler geçirdi.

Üstelik bu soğuk havalarda…

Böylesine ciddi bir olayda halk, doğal olarak sorumlu makamların yanında olmasını bekler.

Ancak Darıca’da ne gördük? Koca bir sessizlik…

Patlamanın yarattığı fiziksel hasarın yanı sıra, halkın güvenini derinden sarsan bir durum daha yaşandı..

Sorumlu makamlar ortada yoktu.

Peki, bu kadar kritik bir durumda bile halkın yanında olmayan bir yönetici, ne zaman sahaya inecek?

Olay sonrası, Bizim Gebze gazetesinden Zeynel Oğuz’un “Büyükakın’ın Atladığı Koordinatör Altı Yıldır Sahada Yok” başlıklı haberi, aslında uzun süredir dillendirilen bir soruyu yeniden gündeme getirdi...

Darıca’da yaşananlar, Gebze Bölgesi Koordinatörü İbrahim Pehlivan’ın görevini ne kadar yerine getirdiğini yeniden tartışmaya açtı.

Altı yıldır bu görevi yürüten Pehlivan, adeta bir hayalet.

Ne etkinliklerde var, ne kriz anlarında, ne de halkın arasında…

Hatta iddialara göre, kendi makam odasında bile sık görülmüyor.

Bu durumda doğal bir soru çıkıyor karşımıza “Bu makam sadece unvan taşımak için mi var?”

Koordinatörlük, adından da belli.

Sorunları çözmek, halkla iç içe olmak için var. Ama bugün bu tanımın sadece kağıt üzerinde kaldığını görüyoruz.

Darıca’daki patlama gibi bir kriz anında bile sahada olmayan bir koordinatör, halkın derdini nasıl anlayacak?

Sorunları nasıl çözecek?

Bu durum, sadece Pehlivan’ı değil, bu tür görevlerin oluşturulma amacını da sorgulatıyor.

“Bu görevler liyakatle mi veriliyor, yoksa siyasi dengeleri sağlamak için mi?”

Bir başka soru da Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’a.

Bu durumun farkında mı? Eğer farkında ise neden bir adım atmıyor?

Halk, artık yalnızca isim taşıyan yöneticiler değil, sorumluluklarını yerine getiren liderler görmek istiyor.

Atanmış ya da seçilmiş her yönetici, halkın çıkarlarını gözetmek zorunda.

Ancak Pehlivan’ın altı yıllık “yokluğu” karşısında Büyükakın’ın sessizliği, güven sarsıcı bir tablo yaratıyor.

Halk, zor anlarında yanında olacak bir yönetici görmek istiyor.

Halk, bir kriz anında bile sahada olmayan bir koordinatöre neden ihtiyaç duyduğunu sorguluyor.

Ve en önemlisi halk, liyakat esaslı bir yönetim bekliyor.

Ama bugünkü tablo, ne yazık ki farklı bir gerçekliği işaret ediyor.

Koordinatörlük gibi önemli bir makam, yalnızca tabela görevi görüyor.

Peki, halkın yaşadığı sorunlar böylece çözülebilir mi?

• Bir koordinatör ne zaman sahada olacak?

• Bu tür görevler neden liyakatle değil, siyasi hesaplarla dolduruluyor?

• Başkan Büyükakın, bu pasifliğe neden müdahale etmiyor?

Bu sorular cevap bekliyor.

Ama sadece cevap değil, somut adımlar da bekleniyor.

Halkın dertlerini dinlemeyen, sorunlara çözüm üretmeyen makamlar, halkın gözünde çoktan yok hükmündedir.

Güven bir kez kaybedildi mi, geri kazanmak çok daha zordur.

Darıca’da yaşanan bu olay, sadece bir yönetici eksikliğini değil, sistemin aksayan noktalarını da gözler önüne serdi.

Halk artık sabırsız.

Boş vaatler ve pasif yönetimlerle zaman kaybetmek istemiyor.

Şimdi sıra, halkın bu çağrısını duymakta.

Peki, bu çağrı duyulacak mı? Yoksa “adı var, kendisi yok” anlayışı böyle devam mı edecek?

Bugün İbrahim Pehlivan’ın durumu yalnızca bir örnek.

Ancak bu örnek, daha büyük bir sorunun aynası gibi görünüyor..