y.m.k @ msn.com

Bir zamanlar koltukta oturanlar vardı ya…

Dillere pelesenk olmuş bir lafla başlayayım “O günler güzeldi.”

Ama güzelliği, halka hizmetten değil, bazılarına kıyak geçmekten ibaretti.

Şimdi bir ses yükseliyor sosyal medyadan…

“Bu plan Dilovası’na ihanettir” diyen bir eski belediye başkanı, Hamza Şayir.

Sanki bugüne kadar Dilovası’na yapılmış tek kötülük buymuş gibi…

Hadi oradan derler ya, tam da o hesap.

Bir zamanlar sanayicilere gülücük dağıtan, OSB’leri semirtmek için parsel parsel arsa satan, yeşil alan deyince kafasını başka yöne çeviren bir isim şimdi “çevreci” kesilmiş.

Konu ne?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Dilovası Tavşancıl Mahallesi’nde 110 hektarlık alanı “rezerv yapı alanı” olarak planlaması.

Henüz ortada fabrika bacası yok, beton dökülmemiş, kepçeler çalışmamış…

Ama ortalık yangın yeri.

Çünkü “Hamza Şayir” bağırıyor: “Biz Kömürcüler OSB’yi niye durdurduk? Bu ihanettir!”

Şimdi dur, bir soluklan Hamza Başkan.

Dün sanayicilere “buyurun efendim” diyen, halktan gelen çevre itirazlarını “bakacağız” diyerek unutan sen değil miydin?

Şehit İlimdar Atasoy Parkı’nı Polisan’a teslim eden kimdi?

“İtiraz etmeyeceğiz” diyerek şirketin önünü açan sen değil miydin?

Bugün halk için isyan eden bu adam, dün o parkı kurtarmak için bir adım attı mı?

Yetmedi.

OSB kaynaklı dağıttığın tabletleri “belediyemiz dağıttı” diye pazarlarken, Makine İhtisas OSB’nin sponsor olduğunu ne çabuk unuttun?

Sahi…

Senin döneminde OSB’ler üçte iki büyüdü.

Sen çevreye bu kadar duyarlıydın da, o zaman niye kılını kıpırdatmadın?

Yoksa o zamanlar OSB’lerle arandaki ilişki çevreyle olan ilişkinden daha mı güçlüydü?

Bugün “bu plan halkı mağdur eder” diyorsun ya,

Bakıyoruz da senin dönemindeki uygulamalarla kıyaslanınca, mevcut imar planı daha “masum” kalıyor.

Ama mesele plan falan değil Hamza Başkan.

Senin derdin belli; koltuk gitti, şimdi ses geldi.

Koltuğu olan sustuğunda, koltuğu giden bağırır bu memlekette.

O yüzden bu çıkışların samimiyet değil, siyaset kokuyor.

Dernek Başkanı Hacı Kocabay’ın dediği gibi “Bu milletin hafızası senin dosyaların gibi silinmez.”

Senin “şovunu” da unutmuyor insanlar.

Bugün çıkıp “belediye başkanı dik dursun” diyorsun ya…

Düne kadar eğilmiş bir geçmişle, bugünkü duruş çağrısı kimseye inandırıcı gelmiyor.

Ama istersen gel bir konuda anlaşalım..

Madem artık halkın yanında olmak istiyorsun,

O zaman kendi dönemine dair bir özeleştiriyle başla.

Sonra gel, birlikte Dilovası'nı konuşalım.

Yoksa bu halk, senin çevreci maskeni değil, geçmişteki maskeni hatırlar.

Ama şimdi gelin, bu işin bir başka yüzüne de bakalım.

Ben şahsen bu rezerv yapı alanı planlarına Ramazan Ömeroğlu’nun da sıcak bakmadığını düşünüyorum.

Belki dillendirmedi, belki de kamuoyuna net bir pozisyon almadı ama geçmişe göre bugün sergilenen duruş daha temkinli, daha hassas.

Dilovası’nın geçmişte defalarca yanmış ağzı, bugün yoğurdu üfleyerek yiyor.

Ve bizler, o yoğurdu üfleyerek yiyenlerdeniz artık.

Çünkü burası sanayiye doymuş bir ilçe.

Betonun, fabrikanın, kamyonun, dumanın gölgesinde büyüyen çocukların şehri burası.

Bir zamanlar “gelecek” diye yutturulan planlar, halkın sağlığını, doğasını, sesini aldı elinden.

O yüzden şimdi en masum görünen plan bile Dilovalı için bir ihtiyat meselesi.

Kendi adıma konuşayım…

Evet, belki lojistik alan bu ilçeye gerek.

İstihdam, kalkınma, ulaşım… Bunların hepsine ihtiyaç var.

Ama aynı zamanda şu sorular da kafamda dönüp duruyor..

Yarın bir gün “plan değişikliğiyle” sanayiye mi döner?

Yoksa bu da geçmişteki bazı sözler gibi unutulmaya mı yazılı?

Bakın, bu yazıyı ne bir plana körü körüne destek olmak, ne de birini hedef almak için yazdım.

Ama açık konuşayım..

Bugün rezerv alana karşı çıkan Hamza Şayir’e tepkim, doğrudan bu çıkışın kendisine değil; dün yaptıklarıyla bugün söyledikleri arasındaki uçuruma.

Dün parsel parsel yer satan, bugün “burası halkındır” diyorsa, biz o cümleye değil, o geçmişe bakarız.

Çünkü halk dün yaşadı.

Bugün sadece hafızasını konuşturuyor.