y.m.k @ msn.com

Kocaeli genelinde hemşeri derneklerinin sayısı neredeyse sınır tanımıyor.

İl, ilçe, hatta köy bazlı dernekler mantar gibi çoğalmış durumda.

Ama mesele sadece sayısal artış değil.

Asıl sorun, bu yapıların büyük bir kısmının amacından saparak sosyal faydadan çok bireysel menfaatlerin merkezi haline gelmesi.

Bu durum, Dilovası’nda daha da belirgin.

İlçe hemşeri derneklerinin sayısı yetmiyormuş gibi bir de köy dernekleri kurulmaya başladı.

İnsan sormadan edemiyor: Bu kadar derneğe gerçekten ihtiyaç var mı?

Hadi bir kısmı burs verir, topluma fayda sağlar diyelim.

Ya diğerleri?

Asıl mesele burada başlıyor.

Dilovası’nda birçok dernek başkanı aynı zamanda belediye çalışanı.

Burada bir gariplik yok mu sizce de?

Belediyede bir görevi olan kişi, dernek başkanı şapkasıyla oturuyor ve bağlı olduğu belediye başkanına bir “ziyaret” düzenliyor.

Bu ziyaretin amacı ne?

Samimi bir hayırlı olsun mu yoksa başka talepler mi?

Bir önceki dönemde de buna benzer olaylar duyduk.

Bazı derneklere belediye eliyle destek verilmiş, hatta bina satın alınmasında yardımcı olunmuş.

Belediyenin asli görevi bu mu?

Halkın parasını belirli gruplara aktarmak mı?

İşin daha ilginci, bu dernek başkanlarının makamlarını bırakmaması.

Belediye çalışanı olmasına rağmen STK başkanlığını başka birine devretmiyorlar.

Çünkü bu “başkanlık” unvanı, seçim dönemlerinde güç ve fayda sağlıyor.

Bir yanda belediyenin güvencesi, diğer yanda dernek başkanlığının sağladığı sosyal ve siyasi çevre.

Bu iki koltuğun sağladığı “konfor” neden terk edilsin ki?

Bu noktada sadece yöneticilere değil, dernek üyelerine de büyük sorumluluk düşüyor.

Sorgulama vakti çoktan geldi.

Başkanları ne kadar tanıyoruz?

Bu dernekler üyelerine ne gibi faydalar sağlıyor?

Yoksa sadece bir avuç insanın çıkarını mı koruyor?

Dilovası, dernekler ve belediyeler arasındaki bu ilişkiyle anılmayı hak etmiyor.

Bu ilçe, toplumun her kesimine eşit mesafede duran, halkın gerçek ihtiyaçlarını gözeten bir anlayışla yönetilmeli.

Dernekler de kişisel çıkarlar için değil, toplumsal fayda için çalışmalı.

Sonuç olarak, Dilovası’nın bu dernek döngüsünden çıkıp kentlilik bilincine ulaşması gerekiyor.

Doğduğumuz yer değil, yaşadığımız yer önemli.

Bu şehir, hepimizin ortak geleceği.