Kime sorsan Dilovası, Türkiye'nin en yoğun sanayi bölgelerinden biri olarak, ekonomik kalkınmanın sembolü.
Ancak, sanayicilerin bölgedeki hakimiyeti ve belediyenin sürekli olarak arsa üretip satması ile büyüyen sanayiciler, Dilovası'nın geleceğini tehlikeye atmakta.
Bunu gören, hisseden ve duyanların sayısıda çok fazla olduğunu biliyorum.
Ayrıca sanayiciler, bölge halkın yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgenin nefes alacak alanlarını da hızla tüketiyor.
Parada lazım diyeneri duyar gibiyim.
O halde Dilovası'nı bir gezin paranın oluk oluk aktığı Dilovası'nda halk neden yoksul?
*****
Eğer bu gidişata dur denilmezse, Dilovası tıpkı Filistin gibi yıllar içinde küçücük nefes alacak alanı kalmayan bir şehir olabilir.
Bu benzetme, belki de bazılarına abartılı gelebilir.
Ancak Filistin'in İsrail'e toprak satışı ve sonrasında yaşanan toprak kayıpları, Dilovası'nın sanayicilere arsa satışı ile paralellikler taşımakta.
Filistin, yıllar içinde küçüldü ve bugün nefes alacak alanları neredeyse bir karış toprakları kalmadı.
İsrail'in attığı bombalarla yaşattığı katliamlar Filistin topraklarının boşaltılması elbette sanayicilerin yarattığı çevre felaketleri ile aynı değil.
Ancak unutulmamalıdır ki, her iki durumda da, bir tarafın genişlemesi diğer tarafın alan kaybına neden olmaktadır.
******
Sanayicilerin, Dilovası'ndaki genişlemesi yerel halkın yaşam alanlarını ve doğal çevreyi tehdit etmesi bir gerçek değil mi?
Hava kirliliği, su kirliliği ve toprak kirliliği, bölgedeki yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmüyor mu?
Şu an Dilovası’nda nefes alacak birkaç yeşil alan kaldı.
Ancak, sanayicilere sürekli olarak yerel yönetimler eliyle arsa üretilip satılması, bu alanların da hızla yok olmasına neden oluyor.
Örneğin Diliskelesi mahallesindeki Şehit İlimdir Parkı gibi Dilovası'nın nadir kalan yeşil alanlarının, sanayicilere altın tepside sunulmaması gerekiyor.
Bu alanlar, halkın nefes alabileceği, dinlenebileceği ve sosyal aktivitelerini gerçekleştirebileceği yerler olarak korunmalıdır.
****
Filistin ve İsrail savaşı, zamanla manşetlerde İsrail - Arap savaşı olarak başladı.
Daha sonra İsrail - Filistin savaşı oldu.
Bugün ise dikkat edin, Filistin ismi neredeyse geçmiyor. Bütün manşetler İsrail - Gazze diye yazılıyor.
Bu medya dilinin değişimi, Filistin’in zamanla nasıl küçüldüğünü ve görünmez hale geldiğini bizlere gösteriyor.
Benzer şekilde, eğer Dilovası’nda sanayinin büyümesine arsa satışları ile durdurulmazsa, gelecekte bu bölge de Dilovası adını, mahalle isimlerine ve sonrasında sokak isimleri ile anılacak.
Sanayicilerin büyümesiyle mahallelerin ve sokakların sağlıksız hale gelmesi, bölgenin adım adım yok olması anlamına gelecek.
Sonuç ve Öneriler
Dilovası'nın geleceği, bugün alınacak kararlarla şekillenecek.
Sanayicilere dur demek, bölgenin doğal ve yerleşim alanlarını korumak için atılması gereken en önemli adım.
-Dilovası Belediyesinin, arsa üretip satmaya son vermesi ve mevcut yeşil alanları koruma altına alması gerekiyor.
-Dilovası Kent Konseyi biran önce kurulmalı.
-Çevre bilinci yüksek, sürdürülebilir bir sanayi politikası geliştirilerek, sanayi faaliyetlerinin çevresel etkileri en aza indirilmeli.
-Dilovası'nın geleceği için, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın birlikte hareket etmesi sağlanmalı.
Dilovası'nın, sanayi kirliliği ile anılmak yerine, sürdürülebilir kalkınma ve çevre bilinci ile örnek bir ilçe olması mümkün. Ancak bunun için, bugün harekete geçmek ve sanayicilere dur demek gerekiyor.
Dilovası’nın geleceği, sadece ekonomik büyüme ile değil, aynı zamanda çevre ve yaşam kalitesinin korunması ile güvence altına alınabilir.
Bu adımlar atılmazsa, Dilovası, tıpkı Filistin gibi, yıllar içinde küçücük nefes alacak alanı kalmayan bir şehir haline gelebilir.



