Siyaset, yalnızca kararlarla değil, tavırlarla, duruşlarla ve kimi zaman en küçük jestlerle bile şekillenir.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun geçmişteki keskin davranışları üzerinden bir anekdotla, siyasi arenadaki insan ilişkilerine dair düşündüklerimi paylaşmak istiyorum.
Bir dönem MHP’de siyaset yapan Dervişoğlu’nun kameralara yansıyan o anlarını hatırlarsınız.
Omuzuna dostane bir dokunuş yapan kişiye, adeta patlamaya hazır bir volkan gibi “Dokunma bana!” diye çıkışmasını unutmak zor.
Bu çıkış, yalnızca o anın gerilimini değil, bir insanın siyaset sahnesindeki kişisel yüklerini de yansıtıyordu.
Siyasette kişilerarası iletişim bazen en karmaşık diplomasi kadar önemlidir.
Ancak Dervişoğlu’nun bu tepkisi, siyasetin sahnesinde kişisel alanın ne kadar dar ve kırılgan olduğunu bir kez daha göstermişti.
Bugün hala, o anları hatırladığımda bir gülümseme belirir yüzümde.
Belki de bu yüzden, kendisine “dokunmayınız” tavsiyesini herkes için genel bir öğüt olarak verebilirim.
Dervişoğlu ve yakın siyaset arkadaşı Turhan Çömez, DEM Parti adına TBMM’de yerlerini almış, Bahçeli’nin Tuncer Bakırhan’ı uzun uzun alkışlamasını izliyor.
Gözlerindeki sorgulayıcı ifadeyi tarif etmek zor değil: “Ne oluyor burada?” der gibiler.
Bir yanda Bahçeli, coşkuyla alkışlarken, diğer yanda Dervişoğlu’nun ve Çömez’in bakışlarındaki ince şaşkınlık…
Bu, siyasetin sessiz bir tiyatrosudur.
Her bakış bir kelime, her jest bir cümledir.
Bahçeli’nin ise alkışın büyüsüne kapılıp yanındakilerin ifadelerine aldırmadığını görmek, siyasetin bazen nasıl bir sahne sanatına dönüştüğünü kanıtlar nitelikte.
Bu olay, siyasetin yalnızca büyük söylemler ve kararlar değil, aynı zamanda küçük insani detaylar üzerine kurulu bir oyun olduğunu hatırlatıyor.
Dervişoğlu’nun sert mizacı, Bahçeli’nin dalgın coşkusu ve Çömez’in yan bakışları…
Hepsi, bu sahnenin farklı tonlarını oluşturuyor.
Evet, siyasetçi olmak kolay değil.
Ancak bu sahnede bazen küçük bir dokunuş, bazen uzun bir bakış, bazen de bitmeyen alkışlar, hafızalara kazınan imgeler yaratır.
Belki de bu yüzden siyasette her hareketimizi tartarak yapmak, söylediğimiz her sözün arkasında durmak zorundayız.
Çünkü kameralar her yerde.
Siyasetçilerin birbirine dokunmaktan çekindiği, bakışların sözlerden daha çok şey anlattığı bir dönemde yaşıyoruz.
Bakalım, ileride bu sahnelerden hangileri unutulmaz olacak?




