Kocaeli’de yapılması planlanan yeni ceza infaz kurumunun adresi Dilovası’nın Demirciler Mahallesi oldu. Yaklaşık 283 bin metrekarelik alanı kapsayan imar planları, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Dilovası Belediyesi ve Karayolları Genel Müdürlüğünün olumsuz görüşlerine rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandı.

Kocaeli’nin üçüncü ceza infaz kurumu olarak planlanan proje, özellikle Dilovası Belediyesinin iki ayrı tarihte yaptığı itirazlarla gündeme geldi. Belediye; sanayi, ticaret, ulaşım, çevre ve güvenlik başlıklarında önemli çekinceler ortaya koyarak tesisin başka bir bölgede kurulmasını talep etti.

Planlar 30 Eylül’e kadar askıda

Demirciler Mahallesi’ndeki 215 ada 1 parselin bir bölümünü kapsayan proje için 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlandı.

Bakanlık tarafından onaylanan planlar, 1-30 Eylül 2026 tarihleri arasında Kocaeli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde askıda tutulacak. Vatandaşlar ve ilgili kurumlar bu süre içerisinde planlara itiraz edebilecek.

Yaklaşık 283 bin metrekarelik alan ayrıldı

Planlama raporuna göre ceza infaz kurumu, tapu kayıtlarında orman vasfında bulunan ve Adalet Bakanlığına tahsis edilen 283 bin 323 metrekarelik alanda inşa edilecek.

Arazinin 278 bin 90 metrekaresi “Resmî Kurum Alanı-Ceza İnfaz Kurumu”, 5 bin 233 metrekaresi ise yol alanı olarak düzenlendi. Proje sahası Kocaeli kent merkezinden yaklaşık 34 kilometre, Dilovası ilçe merkezinden ise 7,5 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Dilovası Belediyesi projeye iki kez karşı çıktı

Dilovası Belediyesi, cezaevi projesine ilişkin ilk itirazını 11 Kasım 2025 tarihinde yaptı. Belediye, ilçede faaliyet gösteren 9 uluslararası liman ile 6 organize sanayi bölgesinin oluşturduğu yoğun ticari ve lojistik hareketliliğe dikkat çekti.

Ceza infaz kurumunun bölgede trafik yoğunluğunu artırabileceğini, gürültü ve çevre sorunlarına neden olabileceğini belirten belediye, projenin Dilovası’nın sanayi ve ticaret kimliği üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savundu. Bu gerekçelerle tesisin alternatif bir alana taşınması istendi.

Bakanlık ise ceza infaz kurumlarının üretim ve lojistik faaliyetleriyle doğrudan çelişen tesisler olmadığını belirterek planın sanayi yatırımlarının devamlılığını engellemeyeceği değerlendirmesinde bulundu.

Belediye ikinci görüşünde itirazlarını yineledi

Dilovası Belediyesi, 27 Şubat 2026 tarihinde sunduğu ikinci görüşte de projeye karşı duruşunu sürdürdü. Cezaevinin sanayi ve ticaret alanlarının gelişimini sınırlayabileceğini ve bölgenin planlama bütünlüğünü bozabileceğini bildirdi.

Tesisin zaman içerisinde yerleşim alanlarının ortasında kalabileceğine dikkat çeken belediye, bunun hem bölge halkı hem de cezaevi güvenliği bakımından sorun oluşturabileceğini ifade etti. Altı farklı organize sanayi bölgesi müdürlüğünün de itiraz dilekçelerini belediyeye sunduğu rapora yansıdı.

Dilovası Belediyesi, projenin mevcut imar planları ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini talep etti.

Belediye yalnızca itiraz etmekle kalmadı, ceza infaz kurumu için iki farklı yer önerisinde de bulundu. Projenin Kuzey Marmara Otoyolu’nun kuzeyinde kalan Körfez ilçesine bağlı Sevindikli veya Kutluca mahallelerinde değerlendirilmesi istendi.

Ancak Bakanlık, bu önerilerin teknik, jeolojik, mülkiyet ve planlama analizlerine dayanmadığı görüşünü bildirdi. Mevcut alanın ceza infaz kurumu açısından kamu yararına uygun olduğu savunularak Dilovası Belediyesinin alternatif yer talebi kabul edilmedi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı da 21 Ağustos 2024 tarihli görüşünde proje alanını uygun bulmadığını bildirdi.

Büyükşehir Belediyesi; alanın orman niteliğinde olduğunu, mevcut ulaşım ağının dışında kaldığını ve çevredeki plan kararlarıyla bütünleşemediğini belirtti. Projenin ulaşım ve altyapı sorunları oluşturabileceği, yürürlükteki imar planlarına sağlıklı biçimde entegre edilemediği ifade edildi.

Karayollarından “deprem tahliye koridoru” uyarısı

Karayolları Genel Müdürlüğü de hazırlanan plana olumsuz görüş verdi. Kuzey Marmara Otoyolu’nun olası İstanbul depreminde tahliye koridoru olarak kullanılabileceğine dikkat çeken kurum, bölgedeki lojistik merkezlerin afet anında acil müdahale, tahliye ve geçici barınma çalışmaları açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.

Bakanlık ise cezaevi planının otoyol güzergâhını ortadan kaldıran veya ulaşım altyapısının işlevini azaltan bir karar içermediğini bildirdi. Tesisin otoyol işletmesini ve afet yönetimi çalışmalarını engellemeyecek şekilde kendi parsel sınırları içerisinde planlandığı belirtildi.

Dereler için koruma bandı istendi

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, proje sahasında tescilli bir korunan alan bulunmadığını açıkladı. Bununla birlikte yakın çevredeki Değirmen ve Kaynarca dereleri ile sulak alanların korunması gerektiği bildirildi.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ise alandan geçen dere yatakları nedeniyle taşkın riskine dikkat çekti. Kaynarca Deresi ve kollarında 10 metre, Değirmendere Vadisi’nde ise 50 metre koruma bandı bırakılması istendi. Dere yataklarının yapılaşmaya açılmaması ve geçiş yapılarının ilgili mevzuata uygun hazırlanması gerektiği kaydedildi.

AFAD İl Müdürlüğü de bölgede “Afete Maruz Bölge” kararı bulunmadığını ancak jeolojik ve jeoteknik çalışmaların eksiksiz yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Bakanlıktan “kamu yararı” değerlendirmesi

Bakanlık tarafından hazırlanan raporda, arazinin Hazine mülkiyetinde olduğu ve Adalet Bakanlığına tahsis edildiği hatırlatıldı. Ceza infaz kurumlarının güvenlik gerekçeleriyle kent merkezlerinden uzak ve erişimi kontrol edilebilen bölgelerde kurulması gereken kamu tesisleri olduğu savunuldu.

Kurumların itirazlarının planın uygulanmasını engelleyecek nitelikte olmadığı değerlendirilerek mevcut yer seçiminin kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından uygun olduğu belirtildi.

Projede sosyal tesisler de yer alabilecek

Plan hükümlerine göre ceza infaz kurumunun yanı sıra ek hizmet binaları, lojmanlar, sosyal tesisler, çarşı, cami ve spor alanları yapılabilecek.

Yapılaşmadan önce ayrıntılı zemin etütlerinin hazırlanması; çevre, imar, toprak koruma, sulak alan ve yeraltı sularına ilişkin mevzuata uyulması zorunlu olacak. Çalışmalar sırasında kültür veya tabiat varlığına rastlanması durumunda faaliyetler durdurularak ilgili kurumlara bilgi verilecek.