Yıllardır Kocaeli’nin “sanayi üstü” denince akla ilk gelen yer Dilovası oldu. Kuralsızca gelişen sanayi, plansız yapılaşma, çevre kirliliği, sağlık sorunları, çarpık kentleşme… Ne zaman olumsuz bir örnek aransa parmakla gösterilen ilk ilçe yine Dilovası oldu. Oysa kimse sormadı “Dilovası bunu hak etti mi?”

Bugün Kartepe’de yapılması planlanan çelik haddeleme ve hurdadan çelik üretimi tesisi için verilen toplumsal ve yerel direniş, kamuoyunda haklı olarak destek buluyor. Ancak aynı hassasiyet yıllar önce Dilovası için gösterilmedi. Göstermeye çalışanlar da çoğu zaman ya yalnız bırakıldı ya da susturuldu.

Bu sorgulamayı gündeme taşıyan önemli bir yazı ise gazeteci Fahri Örengül’den geldi.

Örengül, Kocaeligazetesi.com.tr’de kaleme aldığı “Kartepe, çelik haddeleme tesisi ile Dilovası’na mı dönecek?” başlıklı yazısında çarpıcı uyarılarda bulundu.

Yazısının başında Kartepe’nin sahip olduğu turizm potansiyelini hatırlatarak şunları söyledi:

“Geçen hafta bu köşede Kocaeli’de turizmin ıskalandığından, Kartepe’de Sapanca gölü dahil doğal turizm alanlarının korunması ve turizme kazandırılmasının gerekliliğinden bahsetmiştim. Ama ne var ki tam tersi gelişmelerin olacağı görülüyor.”

Ardından bölgedeki mevcut sanayi kümelenmesine dikkat çekerek, yeni yatırımlarla bu yükün daha da artacağını belirtti:

“Şimdi yukarıda belirttiğim sanayi kuruluşlarına ilave olarak ayrıca Yıldızlar Holding için bir endüstri bölgesi oluşturulduğu da biliniyor. Yani Kartepe’de turizm ve tarımın geliştirilmesinden çok ciddi bir sanayileşmenin yaşandığı görülüyor.”

Yıldız Demir Çelik’in Uzunbey Mahallesi’nde kurmak istediği tesisin detaylarını paylaşan Örengül, çevresel etkilere dair endişelerini açıkça ifade etti:

“Bu arazide yılda 4 bin ton sıcak çelik üretimi, 3.500 ton sıcak haddeleme kapasiteli tesis, 2.500 ton hurdadan demir ve çelik üretimi tesisi, kırma, eleme, yıkama, kurutma, cevher hazırlama tesislerinden en az birisini yapma yetkisi içeren ÇED (çevresel etki değerlendirme) raporu aldığı anlaşılıyor.”

Bu noktada önemli bir detayı da aktarıyor. Kartepe Belediye Meclis üyelerinden bir kısmının bu projeye karşı dava açtığı ve davayı kazandığı bilgisi… Fakat dikkat çekici olan nokta Dilovası’nda benzer tesisler yapılırken böyle bir hukuk mücadelesi neden verilmedi? Ya da verildiyse, neden duyulmadı?

Fahri Örengül açıkça uyarıyor:

“Bu tesislerin gerçekleşmesi halinde durum sadece ağır çevre kirliliği ile kalmaz, buna ilave demir taşıyan araçlar, tırlar nedeniyle bölgede çok ağır bir trafik ve ulaşım sorununu da beraberinde getirir. Kocaeli artık sanayiye doydu. Kocaeli yeni trafik sorunları ve çevre sorunları istemiyor. İlave göç ile demografik yapısını daha fazla bozmak da istemiyor.”

Yazının en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Dilovası ile Kartepe arasında yapılan karşılaştırma. Örengül, kelimenin tam anlamıyla bir uyarı bırakıyor:

“Güzelim Kartepe’de Dilovası benzeri hurda demir ve çeliğin üretildiği, sıvı çelik üretiminin yapıldığı demir çelik haddelemenin ve bacalarının bulunduğu sanayi tesislerinin yapılmasını Kartepe, İzmit ve Kocaeli hak etmiyor.”

Ancak sorulması gereken diğer bir soru Dilovası bu yükü taşımayı hak ediyor mu, neden yıllardır yük Dilovası'nın sırtında?

Bugün Kartepe için verilen çevreci mücadele, keşke zamanında Dilovası için de verilmiş olsaydı. Belki o zaman bugün sanayi dumanlarıyla değil, yeşiliyle ve temiz havasıyla anılan bir Dilovası olurdu.