Bolu’nun Kartalkaya Kayak Merkezi’nde 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Oteli’nde çıkan büyük yangın, Türkiye’nin en ağır can kayıplarından birine yol açmıştı. 78 kişinin yaşamını yitirdiği, 133 kişinin ise yaralandığı facianın ardından Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye personeli İrfan Acar gözaltına alınarak, “olası kastla öldürme” ve “olası kastla yaralama” suçlamalarıyla tutuklandı.
Kamu görevlilerine yönelik hızlı adli süreç, benzer bir felaketin yaşandığı Kocaeli Dilovası’ndaki gelişmelerle karşılaştırıldığında dikkat çekici bir tablo oluşturuyor.
DİLOVASI’NDA 7 İŞÇİ ÖLDÜ, BELEDİYE BÜROKRATLARI HAKKINDA ADLİ İŞLEM YOK
Dilovası’nda bir parfüm ve kozmetik dolum tesisinde meydana gelen patlama ve yangında 7 işçi hayatını kaybetmişti. Ancak olayın ardından belediye bürokratlarıyla ilgili herhangi bir adli soruşturma başlatılmadı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, olay sonrası yalnızca SGK ve İŞKUR’da görev yapan 7 kamu personelini görevden uzaklaştırdı.
Dilovası Belediyesi’nde ise sadece Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ile zabıta biriminden 4 personel idari olarak açığa alındı. Buna karşın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki hiçbir bürokrat veya çalışanın sorumluluğuna ilişkin bir işlem yapılmamış olması, kamuoyunda eleştirilen noktaların başında geliyor.
İŞLETMENİN GEÇMİŞİNE İLİŞKİN ÇARPICI İDDİA
Hem adli hem idari soruşturmaların sürdüğü Dilovası faciasıyla ilgili yeni iddialar da ortaya çıkıyor.
41havadis.com’un elde ettiği bilgilere göre, yangının yaşandığı işletmenin geçmişte farklı bir adrese ruhsatlandırıldığı, daha sonra ise ruhsatsız olduğu ileri sürülen bir yapıya taşındığı savunuluyor.
İLK RUHSAT AYNI CADDEDEKİ BAŞKA BİR NUMARAYA VERİLMİŞ
İddiaya göre, Ravive markası altında faaliyet gösteren parfüm üretim tesisine ilk çalışma ruhsatı, Mimar Sinan Mahallesi Asalet Caddesi No:28 adresinde verildi. O dönemde görevde olan Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir ve dönemin zabıta müdürü Cengiz Daşdemir’in bu ruhsatlandırma sürecinde imzasının bulunduğu öne sürülüyor.
Tesisin daha sonra kaçak olduğu ileri sürülen başka bir binada faaliyet yürütmesine rağmen denetim süreçlerinin işletilmediği iddiası, soruşturmanın en kritik bölümlerinden biri olarak öne çıkıyor.
KAMUOYUNDA SÜREN TARTIŞMA: “BOLU’DA TUTUKLAMA VAR, DİLOVASI’NDA NEDEN YOK?”
İki felaket arasındaki en çarpıcı fark, kamu görevlilerine yönelik hukuki yaklaşım oldu.
Bolu’da belediye yönetimindeki üç üst düzey isim tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Dilovası’ndaki ölümcül yangın için henüz benzer bir adli süreç işletilmedi.
Özellikle ruhsat, denetim ve gözetim yetkileri bulunan belediye birimlerinin sorumluluğuna ilişkin sessizlik, tartışmaların devam etmesine neden oluyor.
Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi No: 12 adresinde bulunan Ravive Kozmetik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. adlı işyerinde 8 Kasım’da meydana gelen yangında 6 işçi, yangın günü yaralanan bir işçi de bugün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden 6 işçiden Hanım Gülek’in DEM Parti Dilovası Belediyesi Meclis Üyesi Mehmet Gülek’in yengesi olduğu öğrenildi.
DEM Parti Dilovası Belediyesi Meclis Üyesi Mehmet Gülek yaşanan olayın ardından yaptığı açıklamada, “8 Kasım’da Dilovası’ndaki parfüm dolum tesisinde yaşanan patlamada yengemi kaybettim. Bu yaşanan olay ‘kaza’ değil, açıkça taksirle değil, olası kastla işlenmiş bir iş cinayetidir. Ve bu cinayetin sorumluları sadece işletme sahipleri değildir.
Bu, yıllardır Dilovası’nı yöneten çıkar ilişkilerinin, kayırmacılığın ve denetimsizliğin bir sonucudur. Yıkım kararı olmasına rağmen o işletmeyi yıkmayan eski belediye yönetimi, yıkım kararını uygulamak yerine gidip ruhsat veren yeni dönem belediye başkan yardımcısı, ruhsata imza atan itfaiye müdürlüğü ve zabıta müdürü, denetime gidip tutanak yerine kolunda parfüm çantalarıyla dönen zabıta personelleri, belediye meclisinde denetim sorulduğunda bizi küçümseyen ‘siz bilmezsiniz, biz denetliyoruz’ diyen belediye başkanı ve ilçenin mülki amiri olarak göz göre göre ilçenin göbeğinde bir bomba gibi çalışan işletmeye göz yuman kaymakam… Hepsi ama hepsi bu cinayetin sorumlusudur. Bu tablo kimsenin inkâr edebileceği bir şey değildir.
Ve özellikle şunu bütün Dilovası bilsin: Belediye başkanının bilgisi ve onayı olmadan hiçbir ruhsat süreci ilerlemez. Belediye başkanının onayı olmadan hiçbir zabıta, hiçbir müdür, hiçbir imza atılamaz. Dolayısıyla bu ruhsat zincirinin siyasi ve idari sorumlusu doğrudan belediye başkanıdır. İşletme sahibi sadece tetikçidir. Bu düzeni sürdüren, denetimi yok sayan, yıkım kararlarını rafa kaldıran herkes ise azmettiricidir. Bugün Dilovası’nda yaşanan bu faciada çok net şekilde görevi kötüye kullanma, görevi ihmal, denetim ihmali ve kamu zararına sebebiyet verme suçlarının tamamı mevcuttur. Büyükşehir Meclisi’nde belediye başkanının ‘Dilovası’nın büyük bölümü kaçaktır’ sözleri hafızalardadır. Bu söz, kendi sorumluluğunu gizleme çabası değil, kaçağı aklama siyasetinin bir itirafıdır.
20 yıldır bu ilçeyi yönetenler, ilçeyi bu hale getirenler şimdi kendilerini muhalefet gibi göstermeye çalışıyor. Bu, siyasi bir ucuzluk değil; kamu yönetimine karşı açık bir saygısızlıktır. Bugün ilan ediyorum: Savcılık, yazdıklarımdaki her ismi ve her birimi derhal soruşturmaya açmalı, soruşturma tamamlanana kadar da görevden uzaklaştırmalıdır. Biz bu ateşi yüreğimizde taşıyoruz. Ve o ateş artık sadece bizim değil, tüm Dilovası halkının ortak öfkesidir. Kimse kusura bakmasın: Bu ilçede sorumluluk taşıyan hiç kimse, bu cinayetlerin bedelini ödemeden koltuğunda rahat oturamayacak!” diye belirtti.



