Kocaeli’de aylardır gündemde olan ve devleti milyonlarca lira dolandırdığı öne sürülen Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) skandalı, yeni gelişmelerle kamuoyunu sarsmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin raporları sonrası ortaya çıkan bu yolsuzluk ağı, devlete karşı yapılan haksız kazanç sağlama girişimlerinin boyutlarını gözler önüne serdi. Skandalın ardından, İzmit Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Rümeysa Şen ve Müdür Yardımcısı Selda Karakaş görevden ihraç edildi.
İDDİALARIN ODAĞINDAKİ DERNEKLER
MESEM yolsuzluğunun araştırılmasına büyük katkı sunan gazeteci Furkan Çalışkan, yaptığı açıklamalarla olayın iç yüzüne dair önemli ipuçları verdi. Çalışkan’ın iddialarına göre, Kocaeli Kent Konseyi Genel Sekreteri Sedat Köse’nin başkanı olduğu Kocaeli Gelişim ve Kalkınma Derneği ile Tuğba Sarıcan Yıldız’ın yönetimindeki Kocaeli Güçlü Kadınlar Derneği de bu skandalda yer alıyor. Çalışkan’ın gün yüzüne çıkardığı bu detaylar, MESEM yolsuzluğunun derin yapısına dair ipuçları sundu.
GERÇEKLERİ SORGULAYAN GAZETECİYE ŞİDDET: “ONURUN KALEMİ KIRILDI”
Skandalla ilgili yazılar kaleme alan Furkan Çalışkan, geçtiğimiz günlerde Kocaeli Kent Konseyi Genel Sekreteri Sedat Köse ile yaptığı bir görüşmede fiziki saldırıya uğradı. Çalışkan’ın bir yumrukla susturulmaya çalışılması, gazetecilik onuruna vurulmuş bir darbe olarak değerlendirildi.
CEMİYETİN SESSİZLİĞİ TEPKİ ÇEKİYOR
Bu olayın ardından, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin kendi üyesine yapılan bu saldırı karşısında sessiz kalması, meslektaşları arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu kayıtsızlık, basın etiği ve mesleki dayanışmanın ruhuna aykırı olarak değerlendiriliyor.
DÜZCE’DEN TEPKİ: “MESLEK ONURUNA YARA AÇILDI”
Düzce Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hakan Çakır, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin bu tavrını sert bir dille eleştirdi. Çakır, “Onurun Kalemi Kırıldı” başlıklı köşe yazısında, gazeteciliğin kutsal görevinin bir kez daha yara aldığını vurguladı. Meslektaşının yanında durmayan bir cemiyetin temsil ettiği değerlerin tartışılır hale geldiğini belirten Çakır, suskunluğun meslek onuruna bir saldırı olduğunu ifade etti.
İşte Çakır'ın "Onurun Kalemi Kırıldı" başlıklı köşe yazısı;
''Bugün, gazeteciliğin kutsal görevi Kocaeli’nde bir darbe daha aldı. Üzücü bir haber, meslek onurumuza yeni bir yara ekledi.
Meslektaşımız Furkan Çalışkan, zorlu şartlarda sadece gerçeği dile getirme çabasıyla uğraşırken, bir yumrukla susturulmaya çalışıldı.
Kocaeli’nde, bir gazetenin genel yayın yönetmeni olarak görev yapan Çalışkan, doğruları ararken kaba kuvvetin hedefi oldu; hastanede tedavi altına alınmak zorunda bırakıldı.
Ona “geçmiş olsun” diyoruz, fakat biliyoruz ki, bu yalnızca geçmiş değil; bugün de suskun kalanların, yarın da iz bırakacak bir utancıdır.
Bu olayda asıl vahim olan ne, biliyor musunuz?
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin, kendi üyesine yapılan bu saldırı karşısındaki sessizliği.
Bir gazetecinin yanında durması gereken cemiyet, utanç verici bir kayıtsızlık içinde.
Ne bir kınama, ne de bir savunma…
Bu sessizlik, mesleğimizin onuruna vurulmuş bir yumruktan farksızdır.
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, bu duruşsuzluğuyla yalnızca bir meslektaşımıza değil, gazetecilik onuruna da sırtını dönmüştür.
Bir cemiyet, mesleğin onurunu korumak için vardır.
Peki, gerçekleri arayan bir gazetecinin darp edilmesi karşısında bu koltuklar neden sessiz?
Bu suskunluk, cemiyetin temsil ettiği değerleri yerle bir ediyor.
Üyeniz olan gazeteciye sahip çıkmayacaksa, o koltuğun değeri nedir?
Gazetecilik mesleği, kör ve sağır kalmayı değil, her durumda gerçeği söylemeyi gerektirir.
Bu mesele yalnızca Furkan Çalışkan’ın meselesi değildir.
Bugün ona vurulan yumruk, tüm gazetecilik değerlerine yöneltilmiş bir ihanettir.
Bir gazeteci yalnız bırakıldığında, o cemiyetin temsiliyeti tükenir.
Cemiyetin bu suskunluğu, gazeteciliğin direniş ruhuna atılan bir darbedir.
Furkan Çalışkan’ın yanında durmayanlar, o koltuklarda neyi temsil ettiklerini sorgulamalıdır.
Gerçekleri ortaya çıkarmak uğruna bedel ödeyen her gazeteciye selam olsun.
Boyun eğmeyenler yaşatacak bu mesleği.
Fakat sessiz kalanları, tarihin vicdanı affetmeyecek''



