Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 6 kadın işçinin yaşamını yitirdiği parfüm fabrikası yangınıyla ilgili ihmaller zinciri tartışması büyüyor. Olayın ardından kamuoyunda tepki çığ gibi büyürken, Saadet Partisi Dilovası İlçe Başkanı Erkan Bilikli, yaptığı çarpıcı açıklamada yerel yönetimleri ve denetim mekanizmalarını sert sözlerle eleştirdi.

Bilikli, “Bu yangın, sadece bir fabrikayı değil, vicdanları da yaktı” ifadeleriyle başladığı açıklamasında, facianın yalnızca bir kaza değil, yıllardır biriken sistemsizliğin ve vurdumduymazlığın sonucu olduğunu vurguladı.

“YIKILMASI GEREKEN BİNA BÜYÜTÜLDÜ, ÜSTÜNE ÜSTLÜK RUHSAT VERİLDİ!”

Bilikli açıklamasında, fabrikanın bulunduğu binanın 2021 yılında kaçak yapı olarak tespit edildiğini ve dönemin belediye başkanı Hamza Şayir döneminde yıkım kararı alındığını hatırlattı.
Ancak iddialara göre karar uygulanmadı, aksine yapı büyütülerek kullanıma devam etti.
Saadet Partisi İlçe Başkanı Bilikli, “Yıkılması gereken yer büyütüldü. Göz yumuldu, sessiz kalındı, görmezden gelindi. Resmen katliama kılıf hazırlandı” sözleriyle sürece tepki gösterdi.

Bilikli, mevcut dönemde ise aynı binaya Dilovası Belediyesi Başkan Yardımcısının imzasıyla çalışma ruhsatı verildiğini belirterek, “Bu, sadece bir idari hata değildir. Bu, göz göre göre işlenen bir ihmalkarlıktır. ‘Nasıl olsa kimse sormaz’ diye yapılan bir vurdumduymazlıktır” dedi.

“BU İMZALAR, BİRER SORUMLULUK BELGESİDİR”

Olayda hem önceki hem de mevcut yönetimin sorumluluğu olduğunu belirten Bilikli,
“Önceki dönemde Hamza Şayir ve yardımcısının göz yumduğu bu yapı, bugün de mevcut yönetimdeki başkan yardımcısının imzasıyla ‘yasal’ hale getirilmiş gibi gösterilmiştir. Oysa ortada yasal hiçbir şey yoktur! Bu imzalar, bu ihmali belgeleyen birer vicdan utancıdır” ifadelerini kullandı.

“DENETLEMESİ GEREKENLER PARFÜM HEDİYESİYLE SUSMUŞ”

Bilikli’nin açıklamasında en dikkat çeken bölümlerden biri ise iddialara yönelikti.
İlçede konuşulanlara göre, fabrikanın zaman zaman denetlenmesi gerekirken, bazı görevlilerin parfüm hediyesi alarak denetim yapmadan ayrıldığı ileri sürüldü.
Bilikli bu durumu şu sözlerle dile getirdi:
“Sokağın gözü önünde, parfüm imalatı yapan bu fabrikayı denetlemesi gereken bazı görevliler, ellerinde tutanak değil, parfüm hediyeleriyle oradan ayrılmıştır. Bu iddialar doğruysa, bu olay artık sadece bir ihmalkârlık değil, ahlaki bir çöküştür.”

“FABRİKADA İNSAN DEĞİL, EMEK TÜKETİLDİ”

Fabrikada sigortasız, düşük ücretle ve güvenlik önlemleri olmadan çalıştırılan işçiler bulunduğunu belirten Bilikli,
“Yemek ücreti kesilmiş, iş güvenliği sağlanmamış, yangın önlemi alınmamış. Bu tabloyu görüp de ‘biz bilmiyorduk’ demek artık mümkün değildir” dedi. Yangının bir kaza değil, “ihmal zincirinin son halkası” olduğunu vurguladı.

“YANGIN KAPISI DEĞİL, TEK KAPILI TUZAK VARDI”

Binada tek bir çıkış kapısı bulunduğunu, yangın alarm sisteminin çalışmadığını belirten Bilikli,
“Yangın kapısı yoktu! Alarm sistemi yoktu! Sol kepenk alevlerle kapandı, sağ taraf ise yangının içinde yok oldu. Bu manzaranın adı kader değil, kasıtlı umursamazlıktır” sözleriyle durumu özetledi.

“DİLOVASI HALKI YİNE KENDİ YARASINI KENDİ SARDI”

Devlet kurumlarının yangının ardından seferber olduğunu ancak “iş işten geçtiğini” belirten Bilikli, “O bina zamanında yıkılsaydı, o ruhsat verilmeseydi, o denetim yapılmış olsaydı, bugün o altı can aramızda olacaktı. Bu acıyı Türkiye değil, ötekileştirilmiş Dilovası halkı yaşadı. Yine biz bizeydik. Acımızı da, öfkemizi de kendi içimizde yaşadık” ifadelerini kullandı.

“ADALET, BU ŞEHRİN EN BÜYÜK İHTİYACIDIR”

Açıklamasını sert bir çağrıyla bitiren Bilikli, sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguladığı açıklamasında “Biz siyaset için değil, adalet için konuşuyoruz. Bu şehirde artık kimse makamının arkasına sığınarak vebalden kurtulamayacak. İmzası olan, göz yuman, susan, ihmal eden herkes hukuk önünde de, millet vicdanında da hesap vermek zorunda kalacak” dedi.

Son olarak, hayatını kaybeden 6 kadın işçiye rahmet dileyerek sözlerini, “Yangın söndü belki ama vicdanlarımız hala yanıyor” ifadeleriyle noktaladı.