Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım’da meydana gelen ve 6’sı kadın, 1’i erkek olmak üzere 7 işçinin yaşamını yitirdiği, üçü çocuk yaşta olan çalışanların hayatını kaybettiği parfüm üretim tesisindeki patlamaya ilişkin ön inceleme raporu tamamlandı.

Raporda, yangının başlangıç noktası, tesisin eksikleri ve ihmaller zinciri ayrıntılı şekilde ortaya kondu. Uzmanlar, facianın “öngörülebilir ve önlenebilir” olduğuna dikkat çekti.

YANGIN NASIL BAŞLADI? RAPORDA KRİTİK DETAYLAR

Ön inceleme raporuna göre tesis; zemin, birinci ve ikinci kattan oluşuyordu.

Zemin kat: Depo

Birinci kat: Üretim hattı

İkinci kat: İdari ofisler

Yangının, birinci katta bulunan alkol dolum ve karıştırma kazanı çevresinde başladığı tespit edildi. Çalışanların etil alkol aktarımı yaptığı sırada kazandan olağan dışı sesler duyduğu ve bu seslerin hemen ardından ani bir parlama yaşandığı belirtildi.

Yüksek buhar basıncının etkisiyle parlamanın patlamaya dönüştüğü, alevlerin kısa sürede alkol ve esans varillerine sıçradığı aktarıldı. Rapora göre, “birkaç dakika içinde tüm katlar alevlere teslim oldu.”

Bu bulgu, tesis içinde yanıcı kimyasal yoğunluğunun ne kadar yüksek olduğunu ve en ufak teknik arızanın bile büyük bir felakete dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.

ACİL ÇIKIŞ, YANGIN MERDİVENİ, ALARM VE SPRİNKLER YOKTU

Raporda en kritik tespitlerden biri, acil durum sistemlerinin neredeyse hiç bulunmaması oldu.

Tespitte şu eksiklere dikkat çekildi.  Acil çıkış kapısı yok, Yangın merdiveni yok, Alarm sistemi yok, Sprinkler (otomatik söndürme) sistemi yok.

Bu nedenle tahliyenin “düzenli ve hızlı şekilde gerçekleştirilemediği” ifade edildi. 15 çalışandan altısının olay yerinde can verdiği, diğer çalışanların ise tamamen kendi çabalarıyla kurtulduğu kaydedildi.

Bu eksikler, yalnızca iş güvenliği zaafı değil; mevzuatın en temel hükümlerinin dahi uygulanmadığını gösteren ağır bir tablo oluşturuyor.

İŞ YERİ YETKİLİLERİ ASLİ, BİNA SAHİBİ TALİ KUSURLU

Raporu hazırlayan ekip; kimya, iş güvenliği, makine ve elektrik mühendislerinden oluşuyordu.

Hazırlanan raporda; iş yeri yetkililerinin “asli kusurlu” olduğu, bina sahibinin ise “tali kusurlu” bulunduğu belirtildi.

Üretimde kullanılan makine ve kazanların niteliklerinden tesis içinde yapılan işlemlere kadar birçok başlığın mevzuata uygun olmadığı tespit edildi.

Bu tespit, sorumluluğun doğrudan işletmenin yönetiminde olduğunu ortaya koysa da bina sahibinin de yükümlülüklerini yerine getirmediğini teyit ediyor.

BELEDİYELER VE BAKANLIKLARA “DENETİM EKSİKLİĞİ” ELEŞTİRİSİ

Raporda en dikkat çeken bölümlerden biri, kamu kurumlarına yöneltilen kusur değerlendirmesi oldu.

Tali kusur verilen kurumlar şöyle sıralandı. Dilovası Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, SEDAŞ, SGK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı.

Bu kurumların, tesisin denetim ve gözetim görevlerini yerine getirmediği, ihmallerin zincirleme şekilde büyüyerek facianın etkisini artırdığı kaydedildi.

Olayın sadece bir iş yeri ihmali değil; aynı zamanda sistematik bir denetim zafiyeti sonucu yaşandığını gösteriyor.

“ÖNGÖRÜLEBİLİR VE ÖNLENEBİLİR BİR FELAKET”

Raporda son olarak, olayın “öngörülebilir tekte olduğu” vurgulandı. Kullanılan ekipmanların niteliği, kimyasalların yoğunluğu ve tesis düzeni göz önüne alındığında, alınması gereken standart tedbirlerin alınmaması facianın temel nedeni olarak öne çıktı.

Bu ifade, raporun en çarpıcı cümlelerinden biri. Çünkü yaşananın bir “kader” ya da “kaçınılmazlık” değil; açık ihmal ve eksikliklerin yol açtığı bir iş cinayeti olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.