Daha önce Dilovası Adatepe’de ağaçlar kesilerek kurulan kimyasal tankların inşasını üstlenen ve bundan para kazanan AK Partili Dilovası Belediye Başkan adayı Hamza Şayir, Dilovası halkının “Mahallemize bomba dikiyorlar” diye isyan ettiği, Adatepe'ye yaklaşık 45 milyon liraya yapılmak istenen 20 petrol türevi ve sıvı kimyasal madde depolama tankı yapımına, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir’in net bir tavır sergilememesi Dilovası'nda tepki ile karşılanırken kimyasal tanklar konusunda Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer köşesinde "Dilovası’na dikkat! Ya patlarsa?" başlıklı yazısını yazdı.
İşte o köşe yazısı;
Bir grup kenevir dostuyla İzmir’e giderken, İstanbul’un içinde ilginç manzaralarla karşılaştık. Bazı bölgeleri de neredeyse unutmuşuz. İstanbul’un her şeyini yeniden fotoğraflamak lazım diye düşündük. Şimdi kolay, havadan da dronla çekim yapılabiliyor. Ünlü fotoğraf sanatçısı Orhan Durgut, helikopterle ne zorluklarla İstanbul’u havadan çekmişti. Ta Pendik’ten Büyükçekmece’ye kadar, eşsiz manzaraları tek objektife sığdırmıştı. Şimdi de Kâbe’de ve İslam dünyasının kutsal ve kadim şehirlerindeki İslam yapıtlarını fotoğraflarıyla abideleştiriyor.
YALÇIN KOÇAK ÖNDERLİĞİNDE
Bizler Kenevir Enstitüsü Başkanı Dr. Yalçın Koçak önderliğinde 10 kişilik bir kenevir grubu ile Florya Şenlikköy’den hareket ettik. Türkiye’nin ‘ünlü’ emniyet müdürlerinden Şükrü Balcı’nın adının verildiği Polis Okulu’nun yeri TOKİ’nin olmuş, şimdi de ‘villalar’ yapılıyor. Yeşilköy Havalimanı’na bitişik arazide bulunan ne kadar güzel ‘yeşil’ bir okuldu, nasıl kıyılmış buraya, şaşırmadık... Etiler’deki polis okulu da aynı akıbete uğradı, onun şansına da otel ve AVM düşmüştü. Hazırlop hale getirilen projeler için Etiler’e nasıl kıyıldığını biliyoruz. İnsan Beşiktaş Belediyesi marifetiyle halka hiç sormaz mı yapılsın mı, yapılmasın mı diye... Şükrü Balcı arazisine de aynı şey oluyor. Araplara mı gidiyor yoksa? ‘İzafi satışlar’ın bir kuralı vardır, bizde bellidir de Mercedes’in örneğin Katarlılara satıldığını kimse söyleyemez. Alman adamın parasını alır, sonra da “Arap marap burada at oynatamaz” deyip onu kolundan tutar, “Hadi yürü” der.
ŞEHİR Mİ, ŞEHİRLERARASI MI?
Bursa Şehir Hastanesi bu kadar uzakta yapılır mı? Merkeze 30-40 km uzaklıkta... Ailelerin çektiği eziyet karşısında neler söylediklerini tabii ki merak ediyoruz.
Vatandaş bir ad vermiş, “Burası şehir hastanesi değil, şehirlerarası hastane!” diyor.
Bir ‘manzara’ da Gebze’deki taş ocaklarında çıkan dehşetli toz bulutu idi. Bölgede yaşayanların akciğerlerinden rahatsız oldukları biliniyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na buralar ile ilgili bir rapor gelmiş midir? Gelmiştir de ilgilenen kim/kimler olmuştur?
İstanbulluların çoğunluğu ne yazık ki toz bulutu içinde yaşıyorlar, hiçbir önlem yok. Umursamaz bir yönetime her türlü eleştiriyi yapmalısınız.
3. köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu yapımı nedeniyle Boğaz’ın sırtları, Avrupa yakası kıyıları yıllarca toz yuttu, son olarak da yeni havalimanı nedeniyle. Bu konu üzerinde çalışan saygın doktorlar var. Ciğerlerinizden tedaviye gittiğinizde vahim durumu size açıkça anlatıyorlar, koronavirüsten sonra kaderimiz artık bilinmiyor.
YA DİLOVASI KİMYASALLARI?
Biraz sonra Osman Gazi Köprüsü’ne saptığımızda sol taraftaki Dilovası’nda, kimyasal madde ve petrokimya stoklama tanklarını gördük. Bir dostumuz dedi ki: “Bu manzara Beyrut’u akla getiriyor.” Bizim gibi otobüsteki dostlar irkildi. Güvenlik var mı, yok mu, burası bir felaket yaşar mı? Ayrıntıya girmeyelim ve Allah korusun diyelim.
Onu düşünmek, araştırmak, bulmak, öğrenmek Çevre Bakanlığı’nın işidir. Korkutucu manzaralar her an gözümüzün önünde. Sorumlular sorumluluklarını daha ciddi düşünmeli artık Beyrut olayından sonra. Bunun için hemen alarma geçmek gerekiyor. Gün bugündür.




